Bir hikayenin en can alıcı noktası neyi ifade ediyorsa okuyucuya, bir aşığa da öyle derinden etkiler bırakıyor, şu nam-ı değer sevgililer günü,,
bilirim dünya kırmızıya boyanacak, kalpler hediyeler birbirini kovalayacak, ama bilirimki yine koskoca sevgi ve aşk, küçücük bir güne sığmayacak, sığdırılamayacak...
gökyüzünün mavisi kadar, okyanusların mavisi kadar sevginin mavisi kadar aşkımı anlatırım satırlarımada, 14 şubata özel bişeyler yaz deseler yazamam heralde, bu özel ve güzel günde,
benim eşime verilebilecek tek bir hediyem olurdu bu güzel günde; BİR KURU CAN;
en değerli hediye maneviyatsa eğer, maneviyat bir kalpteyse eğer, bir kalp bir insan bedeninde yaşarsa eğer, ve bir insan bedeninin içinde iki can taşınırsa o kalpte ve en derinde;
işte bende eşime kalbimi hediye diyorum, bir ömür taşımak için onu bedenimin en ücra köşesinde..
param yok belki, yada şatafatlı hediye alacak kadar zamanım, ama bilirim maneviyatım var eşimi saran çepeçevre..onu ısıtan sıcacık ve tatlıca,
bir dokunuş, bir sarılış ve küçük bir buse ile iyiki hayatımdasın demek, iyiki benimsin ve iyiki diğer yarımsın demek, gözlerinin içine baka baka,,,
ve karşılığında hissetmek içine dolan o koskoca aşk okyanusunu ve temizliğini köpüklerindeki berraklığın,,
işte böyle bir hikayenin son satırlarında en can alıcı noktayı bekler tüm okuyan okurlar,
o halde buyrun final sahnesine, sizlerde şahit olun bir 14 şubatın güzelliğine,,,
;;
şimdi sıkı dur sevdiğim sevdiceğim, herbişeyim,
hayatın her dönemini geçmişte olduğu gibi yarınlarda da mutluluğu yakalayabilme adına, sıcacık bir dokunuşun büyüsünü bir ömür tatmak adına, dumanı tüten ocağının başında yavrularına anne olma sevdasına, ve o kuru canımın hayat boyu bekçisi olma pahasına;
BENİMLE EVLENİR MİSİN?
