Sayfa: [1] 2 3 ... 7 |   Aşağı git
  Yanıtla  
Konu: Güney Kore Hakkında Bilgi  (Okunma Sayısı 57375 defa)
cakir06_07
Platin Üye [%15]
***

İtibarı : 72
Offline

Mesaj Sayısı: 102


LOVE YA















« : Temmuz 27, 2012, 02:22:22 ÖS »
Quote

Sponsorlu Bağlantılar


güney kore'yi gerçekten çok merak ediyorum .. bu yüzden neti karıştırmaya başladım.. bi siteden aşağıdaki yazıyı buldum ve sizle de paylaşmak istedim.. çok bir şey anlatmıyor belki ama orada yaşayan birinin kaleminden okumak vikiden okumaktan daha iyi bence.. yazıyı paylaşan kişiye (Nagehan Günan) de buradan teşekkür ediyorum..umarım bir gün benim de gitme sansım olur..


Üniversite hayatı, çok çalışkan millet, çok saygın, çok ahlaklı millet, çok içen millet

Anniyon Haseyo! (merhaba!) Ben Nagehan Günan. Güngören Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Önder'in burslu öğrencilerindenim. 2005 yılı YDS sınavından yüksek bir puan almama rağmen Türkiye’de üniversiteye gidemediğim için Güney Kore’de eğitim hayatıma devam etmeye karar verdim.

Kore’ye gideli iki yıl oldu. Bir buçuk yıl Korece Dil kursunu bitirdikten sonra üniversiteye başladım. Şuan Pusan Devlet Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı birinci sınıf öğrencisiyim.

Güney Kore Türkiye’den çok uzakta bulunmasına rağmen aslında Türkiye ile birçok benzer noktası olan bir ülke. İlk gittiğinizde sanki bir Uzak Doğu ülkesinde değil de (sokaktaki garip yazılar ve çekik gözlü insanlar olmasa.) kendinizi İstanbul sokaklarında dolaşıyor gibi hissedebilirsiniz. Gerçekten de gerek kültür gerek ahlaki yapıları bakımından bizimle benziyorlar.

> Hatta kimi profesörler Korelilerin Türk boyundan geldiğini iddia ediyor. Koreliler Türkiye’yi kardeş ülke olarak görüyorlar. Türk askerlerinin 1950 Kore Savaşı’nda onlar için savaşmasıyla Türklere karsı duyulan sempati 2002 FIFA Dünya kupası maçıyla daha da artmış durumdadır. Pusan şehrindeki şehitlikte bugün birçok Türk askeri yatmaktadır.

> Türkleri çok seviyorlar. Tanıştığımız Korelilerin yarıdan fazlası ya Türkiye’ye gitmiş ya da gitmek istiyordur. Türkçe öğrenmeye de meraklılar. Güney Kore belki de bir Türkün Türklüğü ile gurur duyarak dolaşabileceği nadir ülkelerden biri. Koreliler yabancılara büyük ilgi duyuyorlar. Bunlar arasında Türkler de çok sevilen milletler arasında geliyor.

> Koreliler bizim gibi sıcakkanlı, arkadaş canlısı, yardımsever, nazik, kibar insanlar. Güçlü ahlak değerleri var. Genelde iyilik yaparsan, iyilik bulursun düşüncesi hâkim. Saf, temiz niyetli insanlar. Sahtekârlığa, üçkâğıtçılığa pek akilleri ermez; kimsenin malına yan gözle bakmazlar. Hissizlik oranları oldukça düşük seviyededir.

> Kore çok güvenli bir ülke, gece 11, 12’lerde bile sokakta rahat bir şekilde, korkmadan dolaşabilirsiniz.

> Çok saygılı bir toplum, büyüklere saygı çok önemlidir. Karsılarındakini selamlarken neredeyse yere kadar eğilirler. Kendinizden bir yas büyüğe bile abla, ağabey veya bey, hanim diye hitap etmek zorunda sinizdir. Korece’de yüksek, orta ve düşük dil olarak saygı seviyesine göre üç farklı hitap sekli vardır.

> Kendinizden büyük birine veya tanımadığınız birine asla düşük dille hitap edemezsiniz. Bu konuda çok titizlerdir.

> Korelilerde ‘ben’ değil ‘biz’ düşüncesi hakimdir. Çok milliyetçi bir toplum, benim ülkem değil ‘ur nara’ bizim ülkemiz derler. Kendi milli değerlerini, kültürlerini, sanatlarını, şarkılarını, yerel danslarını, kıyafetlerini, yemeklerini, el sanatlarını korumaya çalışır, onlarla çok övünürler.

> Kore’de en fazla kullanılan kelimelerden biri ‘papbida’ (meşgul) kelimesidir. Yediden yetmişe herkes çok meşguldür. Gerçekten çok çalışan bir millet, gün doğmasıyla herkes ayaktadır. Her islerini çabucak yaparlar, aceleci, hızlı, tez canlı insanlardır.

> Halkın yüzde 50’si dinsiz, yüzde 25’i Hristiyan, yüzde 20’si ise Budist olup din olgusunun pek gelişmemesine rağmen ülkenin her kösesinde kilise ve Budist tapınakları görmek mümkündür. Müslüman nüfus ise 40.000’i Koreli olmak üzere 100.000’i aşkın durumdadır. Koreliler İslam ile ilk defa 1950 yılında Türk askerleri vesilesiyle tanışırlar ve İslam___8 dinine girenler olur.

> Bugün Kore’de 5 tane büyük cami bulunmaktadır ve İslamiyet’i araştıran Koreliler günden güne artmaktadır.

> Koreliler için yemek çok önemlidir, hatta Koreliler birbirlerini “Pab mogossoyo?” (Yemek yedin mi?) seklinde selamlarlar. Karsındakinin yemek yiyip yemediğini sormak, bizdeki nasılsının yerinde karsındakinin halini hatırını sormaktır. Yemeğe olan bu ilgileri savaştan sonra çok kitlik çekmelerinden olsa gerek…

> Üç öğün yemeği atlamadan muhakkak yerler. Öğle ve akşam yemeği saatinde üniversite kampüsünde herkes dışarıda, restoranların yolunu tutarlar. Öğle yemeği yemeyen bir Koreli bulmak imkânsız gibidir. Arkadaşlarınızla ya öğle ya da aksam yemeğinde buluşursunuz.

> Kore’de yemek denince akla ilk gelen şey pilav ve kimchidir. Kimchi lahanadan yapılan, acı, bol baharatlı tursuya benzer bir yan yemektir. Her sofranın olmazsa olmazıdır. Zaten, yağsız tuzsuz pilavın yanında “pancan” denilen bir sürü sebzeden, ottan yapılan yan yemekleri sofrayı boydan boya donatırlar.

> Kore yemekleri yağsız, tuzsuz, az kalorili ve çok acilidir. Birçok Türkün bildiğinin aksine, Koreliler ipek böceği dışında böcek yememelerine karşın her türlü deniz ürünü yiyebilirler. Bunun yanında domuz eti ve içkiyi çok fazla tüketiyorlar. Domuz etini çok seviyor ve çok çeşit yemekte kullanıyorlar. İçki+ Kore’de bir kültür seklini almış, herkes içki içer, içki içmeyeni dışlarlar. Üniversitede, is ortamında, arkadaş çevresinde içki içmek onların deyisiyle kendi aralarında samimileşmelerini sağlar.

> Kendinizden yasça büyük biri size içki kadehi uzattıysa onu muhakkak içmek zorundasınızdır, yoksa sizi dışlarlar. Fakat yabancılara karşı anlayışlıdırlar, siz içki içmiyorum, domuz eti yemiyorum dediğinizde farklı bir kültür olduğu için anlayışla karşılarlar. İşin garip tarafı o kadar içki içmelerine rağmen fazla sarhoş olmamaları veya sarhoşlarının zararsız oluşudur.

> Korece karakterlerden oluşmayıp alfabesi olan bir dildir. Ural-Altay dil ailesi grubuna mensup olduğundan Türkçe'yle, özne-yüklem uyumunun ayni olması Türkler için Korece öğrenmede bir avantaj.

Yalnız telaffuz ve yazması oldukça zor bir dil. Türkler eğer gayretli çalışırlarsa günlük dili yaklaşık bir yıl sonra rahatlıkla konuşup, anlayabilir seviyeye gelebilirler. Korece gerek telaffuz, gerek üç farklı şekilde saygılı hitap bulunması ve her nesne için ayrı bir kelime olduğu için öğrenilmesi zor diller arasındadır.

Güney Kore eğitime çok önem veren bir ülkedir. Halkın yüzde 92 si okuryazardır. Ülkede üniversite sayısı çok fazla, genç nesilde üniversiteye gitmeyen yok denecek kadar azdır. Koreliler çok fazla ders çalışırlar, bundan olsa gerek ders çalışma tekniğini çok iyi bilirler. Kitap, kırtasiye ürünleri oldukça çeşitlidir.

Bir ortaokul, lise öğrencisi günde yaklaşık 3-4 saat uyku uyur. Sabahtan aksam beşe kadar okula gidip saat dokuza kadar zorunlu etüde kalırlar. Saat dokuzdan on iki, birlere kadar da dershaneye giderler.

Üniversite sınavı Türkiye’ye kıyasla kat kat zor olduğundan hepsi iyi üniversitelere girmek için büyük bir rekabet halindedir. Bu yarış daha çocukken baslar. Çocuklar başlıca piyano, İngilizce, el sanatları, taekwondodan oluşan en az 3-4 kursa giderler. Kore'de ortaokul, lise öğrencisi olmak çok zordur. Koreliler ‘de çok fazla ders çalışmaya zorlayan ezberci sistemlerini eleştiriyorlar.

Kore’de üniversite eğitimi Türkiye’den daha kaliteli gözüküyor. Üniversitenin imkânları çok zengin, internet çok gelişmiş, özellikle mühendislikler ve sayısal bölümlerde çok ilerideler. Türkiye’den de birçok kişi master veya doktora eğitimi için Güney Kore’yi tercih ediyor. Profesörler çok mütevazi, öğrencilerle arkadaş gibiler, öğrencilerle yemek yemeye, içki içmeye giderler. Yabancı öğrencilere de genelde ayrı, özel bir ilgileri vardır.

Yabancı öğrenciler üniversiteye girişte genelde yazılı sınava tabi tutulmayıp yalnızca mülakata girerler. Belgeleriniz eksiksiz ise genelde üniversiteden kabul alisiniz. Üniversitelerin yıllık fiyatları genelde 3.500$ ile 8.000$ arasında değişiyor. Yabancı öğrencisi fazla olmayan üniversitelerde yüzde 30, yüzde 50 oranında burs alma imkânınız olabilirken master veya doktora öğrencilerinde bu rakam yüzde 50 ile yüzde 100 oranında yükselebilir.

Devlet üniversiteleri fazla olmamakla beraber fiyatları yıllık 3.000$’dan başlıyor. Özel okullarla fiyat farkı fazla olmamasına karşın devlet okulları daha meşhur olduğu için Koreliler öncelikle iyi devlet okullarını tercih ediyorlar. Bir öğrencinin yıllık masrafı (okul parası, yasam masrafları, harçlık, gidiş-dönüş uçak bileti) yaklaşık 9.000$ ile 10.000$ civarında değişiyor.

Koreliler küreselleşen dünyada İngilizce bilmenin önemini kavramışlar. Bir Koreli İngilizce bilmiyorum derse ona inanmayın. Hepsi az çok bilmesine rağmen telaffuzlarından dolay konuşmaya çekiniyordur. Korece’de ‘f’, ‘z’, ‘j’ gibi harfler olmadığından telaffuzları çok garip, kendi dil yapılarıyla uyuşmadığından birçok kelimenin telaffuzunu çıkartmakta zorlanıyorlar. ‘conqulish ‘ denen Korece-İngilizce kelimeler bile oluşmuş.

İyi konuşanlarda ya hayatları boyunca İngilizce çalışmış ya da uzun süre yurt dışında yasamışlardır. İngilizce konusunda gerçekten çok abartmışlar, kitapçılarda hayal edemeyeceğiniz çeşitte İngilizce kitapları, televizyon ve radyolarda sürekli İngilizce yayınlar, her sokakta İngilizce kursları vardır. Bunu biraz daha abartırsak Kore’de sadece İngilizce konuşulan bir köy bile oluşturulmuştur. Koreliler yasları ne olursa olsun sürekli İngilizce öğrenme çabasındadır, İngilizce bilmeyenler kendilerini ezik hissederler.

Sabah 6 veya gece 12‘lerde is öncesi veya sonrası İngilizce kursuna giden insanlar görmek mümkündür. Okul tatillerinde herkes İngilizce çalışır. Eğer iyi İngilizce bilen bir yabancıysanız onların gözünde saygınlığınız artar, ama bazen sizinle İngilizce pratik yapmak isteyen insanlardan sıkılabilirsiniz. Siz Korece konuşsanız dahi ısrarla sizinle İngilizce konuşan Koreliler çok yeygindir. Bekli de anadili İngilizce olmayan bir ülkede en çok İngilizce konuşma firkatiniz olabileceği ülke Güney Kore’dir.

Ben Kore’de yasadığım iki yıl zarfında gözlemleyebildiğim kadarıyla bazı noktaları sizlerle paylaşmaya çeliştim. Umarım, ileride Kore’de okumak isteyen öğrenciler olursa onlara az da olsa bir fikir sahibi olmalarına yardımcı olmuşumdur. Kore, gerçekten yaşanılması çok rahat, güzel bir ülke. Ben gittiğime çok memnunum, gitmek isteyen herkese de tereddütsüz tavsiye edebilirim.
Saygılarımla, Nagehan Günan


Sponsorlu Bağlantılar



SS501-LOVE YA
- Güney Kore Hakkında Bilgi
cakir06_07
Platin Üye [%15]
***

İtibarı : 72
Offline

Mesaj Sayısı: 102


LOVE YA















« Yanıtla #1 : Temmuz 30, 2012, 11:12:52 ÖS »
Quote


Güney Kore Asya’nın doğusunda Kore Yarımadasının 38° enleminin güneyinde kalan bir devlet. Kuzeyinde Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, batısında Sarıdeniz, doğusunda Japon Denizi, güneyinde Doğu Çin Denizi bulunur.
Kore târihi M.Ö. 3000 yılına kadar uzanır. Çin’in eline geçtikten sonra, Budizm ve Çinlilerin etkisinde kaldı. Daha sonraları 7. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar değişik hânedânların idaresi altında bağımsız olarak yaşadı. 1910 yılında Japonlar Kore’yi işgal ederek koloni hâline getirdiler. Bu durum, 1945 yılına kadar sürdü. İkinci Dünya Harbinde Japonya’nın yenilmesinden sonra Güney Kore’yi ABD, Kuzey Kore’yi de Rusya işgal etti. Böylelikle kuzeyde komünist rejim, güneyde demokratik rejim kurulmuş oldu.
25 Haziran 1950’de Rus subaylarının kumandasındaki Kuzey Kore birlikleri, yarımadanın tamamına komünizmi kabul ettirmek için Güney Kore’ye saldırıp istilâ etti. Bunun üzerine BM., Güney Kore’nin kurtarılmasına karar verdi. Bölgeye BM askerleri gönderildi. Bu orduya Türkiye, bir tugayla katıldı. İşgalci komünist birliklerin Güney Kore’den çıkarılması için Mehmetçik büyük başarı gösterdi. Mehmetçiğin zaferi bütün dünyâya yayılarak takdir topladı. Yapılan görüşmeler neticesinde 27 Temmuz 1953’te ateşkes imzalandı. 38. Paralel Güney Kore ile Kuzey Kore arasında sınır kabul edildi. Savaş sonrası, Başkanlık sistemine dayalı demokratik rejime geçildi. Kuzey Kore ile birleşme devamlı gündemde olup, yakın bir zamanda tek devlet hâline gelmeleri ümit edilmektedir.
 

 
Fizikî Yapı
Güney Kore’nin güney ve batı kıyıları çok girintili ve çıkıntılıdır. Birçok yarımada ve küçük adalarla çevrilmiştir. Bu kısımlarda, Pusan ve İnchon en önemli limanlarındandır. Doğu bölümü dağlık olmasına rağmen, batı bölümü geniş alanlar, ovalar ve tepelerle kaplıdır. Doğu bölümünde tabiî limanlar da yoktur. Genellikle dağlıktır. Fakat dağlar yüksek değildir. En yüksek dağı, 1915 m ile Chiri San Dağıdır. Önemli nehirleri arasında Naktong, Han ve İnchon ırmakları sayılabilir.

 
 
İklimi
Kore’nin iklimi, kışın karalardan esen soğuk rüzgârların, yazın Pasifik’ten esen sıcak ve nemli muson rüzgârlarının etkisindedir. Ülkenin yüzey şekilleri iklimi etkiler. Muson rüzgârları sayesinde bitki örtüsü arasında tropikal bitkiler de yer alır. Yıllık yağış ortalaması 1270 mm’dir. Güneyde Eylül ayında sık sık tayfunlar görülür. Ülkede en düşük sıcaklık ortalaması 3°C, en yüksek sıcaklık ise 24°C’dir.

 
 
Doğal Kaynaklar
Eskiden ormanlarla kaplı olan ülkede denetimsiz kesim, yangın ve hastalık yüzünden ormanlar kalmamıştır. Fakat dağınık çam ve bambu ağaçları vardır.
Mâden bakımından zengin sayılmaz. Fakat tungsten üretiminde önde gelen ülkelerdendir. Ayrıca kömür, demir, fluorin, grafit, altın, bakır ve kurşun az miktarda çıkarılır.
 

 
Nüfus ve Sosyal Hayat
Kore nüfusu, 23,113,0193 (48. sıradah)dur. Halkın % 32’si şehirlerde yaşar. En büyük şehir, başşehir Seul’dür. Kore, Çin ile Japonya arasında bir köprü olmasına rağmen, kendilerine has bir kültür geliştirmiştir. Köylerde yaşayan Koreliler, yüzyıllar önceki gibi giyinir ve yaşarlar. Şehirlerde yaşayanlar ise batı dünyasının etkisindedirler.
Halkın büyük kesimi Konfüçyanizm ve Budizm inancındadırlar. % 10 kadar Hıristiyan vardır. Kore Türk tugayının tanıttığı İslâmiyet, her geçen gün yayılmaktadır. Halkın kullandığı ve resmî dili Korecedir.

 
 
Eğitimi: Eğitim 6-12 yaş arasında mecburî ve ücretsizdir. Ülkede okur-yazar oranı % 92’dir. Güney Kore’de 72 üniversite ile 82 yüksek okul vardır.
Siyasi Hayat
1972 Anayasasıyla yürütme görevi, Ulusal Konferans tarafından 6 yıl için seçilen Devlet Başkanına verilmiştir. Kânun yapma görevini üzerine alan Millet Meclisinin 276 üyesi vardır. Meclis üyeleri 4 yıl için halk tarafından seçilirler. Başkanın meclisi feshetmek yetkisi vardır.

 
 
Ekonomi
Ülke ekonomisinin temeli tarıma dayanır. Bunun yanında balıkçılık ve çıkarılan tungsten madeni sanâyi ve ekonomide önemli yer tutar.
Tarım: Kore Yarımadasının verimli toprakları, Güney Kore sınırları içinde kalmıştır. Halkın başlıca besin maddesi olduğundan, pirinç ekimi önemli yer tutar. Pirinç üretimi, 7 milyon tonun üzerindedir. Ülkede pirinçten başka buğday, arpa, patates, soya fasulyesi, tütün ve şekerkamışı yetiştirilir.
Balıkçılık: Ülkenin önemli gelir kaynaklarından birisi de balıkçılıktır. Ülke topraklarının üç tarafı denizle çevrili olduğu ve açık deniz balıkçılığı yaptığı için, ihraç edilecek kadar balık avlanır.
Sanâyi: Yarımadanın ikiye bölünmesinden sonra Güney Kore dışarıdan sağladığı kredilerle sanâyisini hızla geliştirmiş ve çeşitli sanâyi ürünleri ihraç edecek duruma gelmiştir. Dokuma, kâğıt, kontrplak, elektrik ve elektronik âletler yapımı ileri düzeydedir. Ayrıca plastik maddeler, boya, gübre, çimento, cam fabrikaları ve araba fabrikaları vardır. Motor sanâyii de kurulmuştur.

Ticâret: Güney Kore dışarıya, dokuma, kontraplak, elektronik âletler, kara taşıtları, elektrik gereçleri, tungsten, balık ve balık ürünleri ihraç eder. En çok giyim eşyası satan ülkeler arasındadır. Dışarıdan ise makina ve tahıl alır. Güney Kore’nin ticaret yaptığı ülkelerin başında ABD, Japonya ve Hong Kong gelir. Yıllık ihracat tutarı 20 milyar dolar civarındadır.
Ulaşım: Ülkeden kara ulaşımı, karayolları ve demiryolları ile sağlanmaktadır. Demiryollarının uzunluğu 6340 km, karayollarının uzunluğu ise 54.689 km’dir. Bu yolların % 57’si asfalt kaplanmıştır.
Yarımada ülkesi olduğu için denizcilik gelişmiştir. Önemli limanları Psan ve İnchon limanlarıdır. Hava ulaşımı Güney Kore Hava Yolları ile sağlanmaktadır.


 
Nereye giderseniz gidin sizi ilk karsilayan sey guler bir yuz bu ulkede. yardimci olmak ve saygi duymak eylemlerinin ne anlama geldigini burada daha iyi anliyorsunuz. ingilizce bilenlerin sayisi oldukca fazla. ama ingilizceleri size komik gelebiliyor. 55 dedirtirmeyi denediginizde piptipipe diye gulunc bir sey duyuyorsunuz f harfi ile sorunlari var. ayrica cok utangaclar, eger ki bir sey sordunuz bilemediklerinde panik yapip ortadan kaybolabiliyorlar. birisine bir adres sormaya gorun, yakinindaysaniz adresin hemen goturuyorlar kendileri. ama islemcileri biraz yavas calisiyor.
 
 
Bir soru sordugunuzda cevabini beklemeniz gerekli ikinci soruyu hele ki ucuncu soruyu sordugunuzda islemcileri yaniyor. is konusunda oldukca titizler. sabahlari ise topluca jimnastik yaparak basliyorlar. calisma alanlari ise hep temiz gorunuyor. saatlere hep uyuyorlar. saat 12 oldugunda kimse onlari ogle yemeginden alamaz. aksam ise mesai bitisi hepsi yollara dusuyor. trafik oluyor bizdeki gibi. bazi bolgelerinde belli hiz sinirlari var. kirmizi isiklarda ve hiz sinirlarinin oldugu yerlerde fotografli radarlar mevcut. navigasyon aleti var ise arabada sizi radar olduguna dair uyariyor. yerlesim planlari kucuk iki katli evler oldugu gibi artan nufusun yasayabilmesi icin toplu konut tarzi apartmanlar mevcut. en buyugu dediginiz evleri 70 m2 ve butun apartman daireleri ayni planla yapilmis. bir evden bir eve gecmek ve esyalari sigdirmak icin ugrasmaya gerek yok sanirim. ev kiralari yasanilan bolgeye gore degisiyor. ayrica evlerin kirasi belli bir depozito karsiligi yariya kadar iniyor. bunun sebebi depozitonun cok olmasi ve ev sahibinin bu parayi yapilan sozlesme suresi boyunca isleterek uzerinden para kazanmasi.
 
 
Turklere karsi sempatilerini tam olarak bilemem ama yabancilara karsi sampatileri var. korece merhaba ve tesekkur ederim dediklerinde cok sasiriyor ve ilgileri bir kat daha artiyor. ardindan korece konusmaya calisiyorlar ama sonuc gulumsemelerle ingilizceye donuyor. yemekler konusu titiz bir insan icin cok zor, turkiye de her seyi yerim diyen birisi icin bile zorlu durumda. denizden babam ciksa yerim deyimi kesinlikle koreliler icin gecerli. ekmek diye bir kavram mevcut degil. sebze her turlu yemegin icine giriyor. yosun ise kurutulmus kare biciminde kesilmis olarak carsi pazar heryerde satiliyor. ekmek niyetine marul ve yosun kullaniliyor. aci yemeklerde kesinlikle mevcut. wasabi, sarimsak, yesil biber en cok yemeklerde kullanilan acilar. lahana kokulari ogleye yakin butun sehri kapliyor. cevrede sokak hayvani diye bir kavram yok. koca ulkeden bir tane kedi gordum o da havalimanindaydi. kopek besleyenler var ama yemek icin besleyen lokantalar da mevcut. her kopegi yemediklerini ve kopegin her kose basinda tuketilmedigini ogrendim. kirmizi et genelde yeni zelanda ve avustralya kokenli, kesinlikle lezzetsiz. domuz eti daha cok tuketiliyor. tatli kulturleri bizim gibi degil, daha cok pasta, kek bulunuyor. bizim tatlilar ise onlara cok sekerli geliyor. batililari cok seviyorlar, onlara karsi bir ozenti mevcut. yolda yururken ogrenciler size yaklasip hi diyorlar ve guluyorlar. bu olayda ingilizce ogrendigimiz ortaokul yillarinda turistlere hi deme merakimin burada bana karsi kullanildigini gorunce gercekten garipsedim. para birimi olarak won kullaniliyor ve 1 dolar 860 ila 890 won arasi bir sey. paranizi kesinlikle bir bankada bozdurun kariniz daha yuksek olacaktir. teknolojik bir ulke olmasina ragmen oradan bir urun alacak kadar hesapli degil. cep telefonu almaya kesinlikle kalkmayin adamlar sim kart kullanmiyorlar. daha yuksek bir teknoloji var ve bu teknolojiye gore uretilmis telefonlar var. turk hatlari kesinlikle kore' de calismiyor. uzun sure kalacaksaniz oraya ait bir telefon almaniz daha mantikli. orada burada satilan kartlar sayesinde sanirim 10.000 won luk kart ile turkiye ile 4 saat konusabiliyorsunuz. en cok vaktimi ulsan kentinde gecirdim. bir adi ise hyundai. burasi her tarafi hyundai ile kapli bir sehir. hyundai araba fabrikasinda 12 saniyede 1 araba uretiliyor.arabalara bakinca zaten durum ortaya cikiyor. mercedes ve amerikan arabalarinin kasasinin aynisi mevcut fakat markalari hyundai. disaridan araba getirtmek cok pahali oldugundan hyundai ile yapilmis olan anlasmalar ile diger araba markalarinin biraz degisikleri hyundai etiketi ile trafikte cirit atiyor. acuma dedikleri yasli teyzeler trafikte oldukca sorun cikariyor. trafikte dikkat edilmesi gereken hususlar hizli giden bir acumanin arkasina kesinlikle gelmeyin. birden karar verip 180 derece donebiliyorlar yolun ortasindan. trafikle ilgili olarak kirmizi isikta bekleyen arabalar karsi yonden gelip onlerinden donenlerin gozunu almasin diye farlarini sonduruyor.
 
 
Kizlarina gelince; evet gercekten cok guzeller. kendilerine cok ozen gosteriyorlar. puruzsuz bir cilde sahipler. elleri ve saclari her daim bakimli. sac bakimi onlar icin cok onemli. burada goreceginiz sekilde saclari kiriklarla dolu, daginik, yarisi boyali saclari goremezsiniz. genclerin saclari uzun. yaslilarin ise kisa ve permali. bunun sebebi saclara onem veren bir halkin yaslandikca sac sayisinin dusmesi sonucu gosterisin sona ermemesi icin saclari kisa tutup perma cektirdikleriyorlar olmalari. mini etek giyip altina cizme giymek buyuk bir moda. korece cok zor bir dil degil. alfabelerindeki sekiller herbir harfi temsil ediyor. japonca ya da cincedeki gibi sekiller heceyi temsil etmiyor. 1 yilda orada gidilecek bir kurs ile rahatca konusabilirsiniz. ayrica korece konusan yabancilar cok ilgi cekiyor. aklimda kaldigi kadari ile kore boyle bir yer. kesinlike gidilesi gorulesi belki de yerlesip kalinasi bir ulke.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
 
 
2003 yılının Kasım ayında SEUL ' un iki havaalanından biri olan INCHEON HAVAALANINA doğru İstanbul'dan Güney Kore yolculuğuma başladım. Türk Hava Yolları İstanbul'dan yaklaşık 10 saatte Seul'e varıyor. Türkiye ile Güney Kore arasında 7 saatlik zaman farkı var.
 
 
Güney Kore Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Avrupa ve Amerika'nın aksine Türk olmanın avantajını yaşadığınız bu ülkede 90 günlük vizenizi girişte rahat bir şekilde alabiliyorsunuz. Havaalanından şehir merkezine, önemli otellerin olduğu yerlere KAL Limousine Buses denen otobüsler işliyor. İsmi sizi yanıltmasın, biraz daha lüks otobüsler, limuzin değil yani. Fiyatları makul sayılır, eğer sizi havaalanında karşılayan biri yoksa, kalacağınız yere gitmenizi sağlayacak en sağlıklı çözümlerden. Ayrıca Deluxe ve normal şehir otobüsleri de var. Seul metrosu daha Incheon havaalanına ulaşmamış ama bir kaç sene içinde bitirilecekmiş.
 
 
Güney Kore'de tamamen yerli markalar piyasaya hakim. Özellikle otomobiller arasında Avrupa marka görebilmek için yollarda oldukça dolaşmanız gerekli. Havaalanından otele gidene kadar geçen yaklaşık 1.5 saatlik yol boyunca en fazla bir elin parmakları kadar yabancı otomobil sayabildim. Otomobiller ülkede yaşayan her kesime hitap edecek tarzda üretilmiş. Kimi mini, kimi bir BMW benzeri, kimi de 4*4 jip. Ülkedeki büyük markalar herşeye el atmışlar. Örneğin LG hem benzin istasyonlarında hem de küçük market işletmelerinde var. Samsung inşaat sektörüne de el atmış. Bizim iyi bildiğimiz Hyundai isimli otomobiller ile aynı isimli alışveriş merkezleri de var.
 
 
1950'li yıllarda Kore güney ve kuzey olarak ikiye ayrılmış. 80'li yıllara kadar Kuzey Kore , SSCB desteği ile güneye göre daha ön plandaymış. Ancak 90'lı yıllarda elektronik, otomobil ve diğer gelişen teknolojilerde yaptığı atılımlar, Güney Kore'nin kuzeye göre belirgin bir üstünlüğe, hatta dünyada bile öncü devletlerden biri olmasına sebep olmuş. İki ülke yalnızca Korelilerden oluşan bir halka sahip olmasına rağmen diğer ülkelerin baskıları, zıt iki ülke yaratmış. Güney Kore'nin tek kara sınırı Kuzey Kore'ye. Hiçbir şekilde ülkeye karadan ulaşma şansınız yok.
 
 
Güney Kore'nin para birimi Won. 1$ yaklaşık 1.150 Won. Ülkenin alanı 99.274 Km2. Türkiye'nin yaklaşık 1/8 i kadar olmasına rağmen nüfusu 50 milyon. Anadolu gibi 3 tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadan oluşuyor. Konuşulan dil Korece. Yazılarında kullanılan şekillere dikkat edildiğinde diğer uzak doğu dillerine göre daha kolay şekillerden oluştuğu anlaşılıyor.
 

 
Seul
 
 
Seul'de trafik İstanbul gibi sıkışıyor. Zaten Seul büyüklüğü ve karmaşık yapısı ile İstanbul'a oldukça benziyor. Seul'ün nüfusu 15 milyonun üzerinde. Yandaki fotografı kaldığım otelin odasından çektim. Uzaktaki meşhur Seul kulesi bizdeki Çamlıca tepesini hatırlatıyor. Yer probleminden dolayı yeni yapılan konutlar çok küçük oturma alanına sahip ancak çok fazla katlılar. Ana caddeler çok geniş, özellikle 2002 dünya kupasından sonra şehire oldukça çeki düzen vermişler. Çok iyi çalışan ve oldukça geniş ağa sahip metro sistemleri mevcut.
Taksi ücretleri makul, ancak iki tip taksi var. Lüks olan 4.000 Won (3.5$), normal taksi 1.600 Won (1.4$) olarak taksimetre açıyor ve aralarındaki tek fark araçların konforu. Taksilerin üzerindeki "Free Interpreter" yazısına mutlaka dikkat edin, eğer yazmıyorsa gideceğiniz yeri anlatana kadar zorlanabilir, ya da kendinizi alakasız bir yerde bulabilirsiniz. Her ihtimale karşı kaldığınız otelin bir kartını cebinizde bulundurun.
 
 
 
Seul'ün tam ortasından Han Nehiri geçiyor ve şehiri ikiye ayırıyor. Bu yüzden şehirde oldukça fazla köprü var. Köprülerin hepsi 1950'li yıllardaki Kore savaşından sonra yapılmış. Çünkü savaş sırasında sağlam bir tane bile köprü kalmamış.
Seul'de gezerken kendinizi uzak doğuda hissetmiyorsunuz, çünkü yaşama Avrupa ve Amerikan tarzı ağırlığını koymuş. Bu durumu bir Koreliye sorduğumda bana biz onların yalnızca bize yarayacak kısımlarını alıyoruz , kendi kültürümüzü de sonuna kadar saklıyoruz diye açıklama yaptı. Gerçekten de özellikle misafirperverlikleri hiç Avrupa'lılara benzemiyor. Kendinizi Türkiye'de, kendi evinizde ağırlanıyor gibi hissediyorsunuz.
 

 
 
Seul
  
Seul'de alışveriş için herşeyi bulabilirsiniz. Ama kesinlikle ucuz olduğunu düşünmeyin. Türkiyedeki fiyatlardan daha ucuz bir şeyler bulmak oldukça zor. Şehirdeki en tanınmış alışveriş merkezleri Galleria,Hyundai,Lotte ve Shinsegae. Hepsinin şehir içinde birden fazla mağazası var. Bu mağazalarda yabancıların alışveriş yapabildiği Duty Free kısımları da var. Nispeten daha hesaplı. Yalnızca elektronik ürünler ile ilgileniyorsanız Yongsan Elektronik Market adında çok katlı bir alışveriş merkezi de mevcut. Fotograftaki cadde Itaewon alışveriş bölgesinde. Bu cadde üzerinde yüzlerce mağaza var. Batı usulü yemek yiyebileceğiniz fast food tarzı yerlerde bolca. Ayrıca caddeye çok yakında Seul Merkez Camisi de var.
 
 
 
SEUL TREN GARI mimari olarak Avrupadaki garları hatırlatıyor. Çevresinde aynı bizim Eminönündeki gibi mağazalara, müziği sonuna kadar açan dükkanlara, açıkta yiyecek satanlara, çarşı iznine çıkmış askerlere rastlamak mümkün. Garın önünde genelde hafta sonları işçilerin yaptığı eylemlere de rastlayabilirsiniz. Zamanımın olmamasından dolayı bu gösterilerden birinin yalnızca hazırlık aşamalarını fotograflayabildim. Yine de Kore usulü çalınan davullar ve hoparlörlerden yükselen parçalar başlamıştı. Polislerin taşıdığı coplar en az 1 metre boyutlarında ve bizdekilerden çok farklı. Hazırlıklarını gördüğüm gösterinin sonrası ne oldu meçhul, belki de uluslararası kanallara bile konu oldu, kimbilir ?
 

 
 
Çoğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki gibi Korede de zenginlik ve fakirlik yanyana. Yandaki iki fotografı çektiğim yer arasında 50 metre bile yok. Bir tarafta büyük ve lüks binalar, diğer tarafta alt geçitte, evi olmadığı için soğukta uyuyan bir vatandaş. Nede olsa hem IMF hem de USA Güney Koreye uğramış. Yine aynı bölgede bir üst geçitte fakir bazı insanlara yemek dağıtıldığını ve ayinler okunduğuna da şahit oldum. Güney Kore'de baskın bir din yok. Kimi Budist, kimi Hıristiyan, kimi de Konfiçyusçü. Aileler din konusunda çocuklarına baskı kurmuyorlarmış. Çocuklar kendi kararlarını kendileri veriyorlar.
 
 
 
Seul'de geçen iki günlük sürede tüm şehiri gezmem imkansızdı. İç uçuşlar için kullanılan Gimpo Havaalanına giderken Dünya Kupası Stadına da uğradık. Çevresi son derece güzel. Korelilerin yürüyüş, spor yapabildikleri bir alan olarak düzenlenmiş. Seul'u tam olarak keşfetmek, alışveriş yerlerini tam tesbit edebilmek için en az bir haftaya ihtiyaç var. Şehirde önemli noktaları toplu halde görmeyi sağlayan iki ayrı hatta çalışan gezi otobüsleri de mevcut. Yolculuk 2 saat sürüyor ve istediğiniz durakta inebiliyorsunuz. Günlük ücreti 12.000 Won (11 $).
Gimpo Havaalanından ülkedeki diğer havaalanlarına çok sık uçuş var. Ülke küçük olduğu için diğer uçtaki Gimhae Havaalanına uçmamız ancak 1 saatimizi aldı. Ülkenin güney doğusunda Japon Denizi'nin olduğu bölgeye gitmiştik. Bölgenin adı biraz uzun Gyeong Sang Nam Do. Bölgedeki Pusan, yaklaşık 5 milyon nüfusu ile ülkenin ikinci büyük şehiri. Biz konaklamak için havaalanına aynı uzaklıkta nispeten küçük olan MASAN şehrindeki Savoy oteli seçtik.
 

 

 
 
Masan deniz kıyısında orta ölçekli bir sanayi şehri. Uçakla üzerinden geçerken denizdeki düzenli olarak bölünen kısımlar ilgimi çekmişti. Sordum , deniz yosunu üretim alanlarıymış. Deniz yosunu üretimi ve balıkçılık Kore'nin kıyı kesimlerinde olduğu gibi Masan'da da gelişmiş durumda. İklim Seul'e göre daha ılıman ve kışları daha yumuşak geçiyor.
Masan'da büyük firmaların üretim için kullandığı bir serbest ticaret alanı var. Bu bölgede üretilen ürünlerin hepsi Avrupa başta olmak üzere diğer ülkelere ihraç ediliyor. Fabrikalar şehrin ekonomisinin iyi olmasına sağlamış. Gece geç saatlerde şehiri gezerken telefon kulübesine not almak için bırakılan kalemin ve not defterinin hala yerinde duruyor olması bana ülkemizde karayollarından sökülen ve demiri için satılan trafik levhalarını hatırlattı nedense. Masan karayolu ve demiryolu ile Pusan'a bağlanmış durumda.

 
Yemekler
 
 
Güney Kore bir çok yönü ile Türkiye'ye benziyor ama kesinlikle farklı bir yönü var, o da yemekleri...Yemeklere alışabilmek için oldukça iyi bir mideye ve sabıra sahip olmanız gerekiyor. Geleneksel lokantalarında gruplar için özel odalar var. Girerken ayakkabılarınızı çıkarıyorsunuz. Yerde bağdaş kurarak oturuluyor. Alçak seviyedeki masanın tam ortasında yanan bir ocak var. Yemeği burada ısıtıp servis yapıyorsunuz. Denizden çıkan bizde hiç bulunmayan ya da zor bulunan bir çok mahlukat ana yemekleri. Tuz ve şeker sofrada hiç bulunmuyor, ama yemeklerde acı soslar bolca. Deniz ürünleri sofrada kaynayan tencereye atılıyor, piştikten sonra makas ile kesilip değişik soslara batırılıp yeniyor. Tabi suyu çorba niyetine tüketiliyor. Sofraya dolu meze tabakları geliyor.
Ahtopot bacaklarının kesildikten sonra bile uzun süre canlılığını yitirmemesi çok ilginç. Dikkatsiz yerseniz ağzınıza vantuzları ile yapışabiliyorlar. Çiğ balık ve çiğ deniz ürünleri en favori yiyeceklerden. Eğer balık pişiriliyorsa içi temizlenmiyor. Balıklar okyanus balığı olduğu için bizim denizlerimizdeki balıklar ile alakası yok. Pilav lapa gibi, metal bir kapta geliyor ve yağı tuzu yok. Soya yağı artık ülkenin ana kokusu olmuş, kanalizasyonlar bile soya kokusuna bürünmüş. Sokakta, açıkta satılan deniz ürünlerinin kurutulmuşları da oldukça popüler. "Mantu" diye bizim mantıya çok benzeyen bir yemekleri de var.
Fotograflarda yediklerimin bir kısmını görüntüledim, oldukça güzel görünüyorlar. Çok fazla deniz ürünü ve acılı sebzeler tüketmeme rağmen kendimi midesel olarak oldukça iyi hissetmem, yemeklerin oldukça sağlıklı ve usülüne göre yapıldıklarının en güzel kanıtıydı.

 
 
 
 
 
PUSAN yakın tarihimizde önemi olan bir şehir. Kore savaşında şehit olan askerlerimizden 462 tanesi burada yatıyor. Pusan'da ilk ziyaret ettiğim yer şehitlikti. Şehitlik son derece bakımlı ve her zaman korunan çim zemin ve Kaizuka cinsi çam ağaçlarıyla kaplı. Toplam 11 ülkeden 2.300 asker bu şehitlikte yatıyor. İngilizlerden (885) sonra en fazla mezar sayısı bizim askerlerimize ait. Şehitliğin girişinde oldukça gösterişli bir kapı var. Ayrıca çıkarken düşüncelerinizi yazabileceğiniz bir ziyaretçi defteri de mevcut. Bu fırsatı kullanıp deftere kendi adımı da yazdım. Geriye doğru kontrol ettiğimde tek tük Türk ziyaretçilerin olduğunu da gördüm. Şehitliğin müze kısmında Türk askerleri ile ilgili bir çok fotograf, Türkiyeden gelen değişik şiltler, mezarların başında "Pusan'da Yatıyorum" adlı şiir, Türkiyeden gelen bayrak ve bir avuç memleket toprağı insanı ister istemez duygulandırıyor. Yağmurun altında Türk bayrağı ve toprağının olduğu cam kutunun üzerini temizlemekte bana düştü. İnsan düşünüyor 9.000 K.M. uzağa gelip ne için savaşmış bizim askerlerimiz? Nato'ya katılmanın bedelini Kore savaşında yaşamını yitiren yaklaşık 751 şehidimiz ve 175 kayıp askerimiz vermiş.
 
 
 
Pusan, Korelilerin değişiyle Busan oldukça güzel ve çeşitliliğin bol olduğu bir metropol. Hem güzel plajları, hem tepelik alanları, hem de Kore'nin en büyük balık pazarına sahip. Balık pazarında denizlerinden çıkan her tür canlıyı taze olarak bulmanız mümkün. Genelde satışı yapanlar bayanlar. Zaten Kore'de küçük dükkanların çoğunu bayanlar işletiyor. Küçük dükkanlar özellikle şehir merkezlerinde aynı Türkiyedeki gibi çok fazla.
Pusan'ın simgelerinden biri de geceleri ışıl ışıl olan Gwangahn köprüsü. Bizim Boğaz köprüsünü andırıyor ama çok daha küçüğü. Şehiri yukarıdan görebileceğiniz teleferikte var. Pasifik Okyanusu kıyısındaki Taejongdae adlı turistik bölgeden açık havada Japon adalarını çıplak gözle görmek mümkün. Daha rahat izleyebilmek için çeşitli dürbünler de belli ücret karşılığı kullanılabiliyor. Ben oradaki kafeteryada ballı ginseng içerek Pasifik Okyanusunu izledim. Uçsuz bucaksız görüntü içinde fotografı daha gizemli yapacak küçücük bir adacıkta mevcut.
 

 
 
Pusan Balık Pazarı
Gimhae Havaalanı
 
 
Pusan ile Masan ülkenin en büyük ikinci havaalanı Gimhae'yi ortak kullanıyorlar. Bu havaalanından özellikle uzak doğu olmak üzere bazı yabancı merkezlere de uçuş var. Ayrıca Pusan'dan feribot ile Japonya'nın bazı şehirlerine düzenli seferler düzenleniyor.
Güney Kore , Türk vatandaşlarının belki de en kolay girdiği ülkelerden. Giriş işlemleri çok kısa sürüyor, ancak ülkeden çıkarken 12.000 Won (10 $) vergi alıyorlar. Nakit Kore Won'u kalmadıysa kredi kartı ile de ödeme yapabiliyorsunuz. Kore seyahati sonunda, Gimhae havaalanından yaklaşık 4 saatlik uçuş ile Hong Kong'a geçtim...(Gezi tarihi 2003 - Murat Tarman)

 
 
 
 
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
 
Güney Kore Günleri
 
 
 
Geleli 12 gün oldu.Bu süre zarfinda (isten arta kalan zamanlar içinde) oldukça yer gezdik diyebilirim.Ilk geldigimizde benim en korktugum şey Deniz'in yemekler konusunda zorluk çekecegiydi ancak umduğumdan çok daha iyi bır şekilde yemeklere uyum sağladığını söyleyebilirim.
 
 
 
Burada ilk olarak Haeundae sahiline gittik.Orada bulunan Busan Akvaryumunu gezdik.Oldukca güzeldi.Özellikle o kocaman su kaplunbağasını dakikalarca kameraya çektik.
 
 
 
 
Daha sonraki zamanlarda Beomeo tapınağına gittik.Daha önce de görüp cok etkilendiğim bu tapınak bu mevsimde çok daha guzelmiş.Burada yaz mevsiminde de yagmur yağdığından dolayı heryer yemyeşil.
 
 
 
Son olarak gidip de çok beğendiğimiz bir yer daha vardı.Gyeongju isimli küçük bir kasaba.Buranın en önemli özelliği şehrin tamamen geleneksel yapılar ile inşa edilmiş olması.İcerisinde dolaşmak için çeşitli bisikletler ve atv denilen 4 tekerli motorlardan da kiralayabiliyorsunuz.Kasabanın içinde bir de çok güzel bir göl var.İnsanlar buraya hafta sonlarını geçirmek için geliyorlar.Bizi en fazla etkileyen ise kasabanın tüm yollarının ve parklarının çok bakımlı ve güzel olması idi.
 
 

 
Pyongyang hızlı gelişen harika bir şehir.
Sanata olan düşkünlükleri beni çok şaşırtmıştı. Opera ve Tiyatroya mutlaka gitmek gerek.
Ben böyle bir sahne görmedim,göremezdim...Tüm halk "Kim İl Sun" hayranı...Ayrıca gençlik İksiri çayları var!Her yerde bu çaydan ikram ederler...Yemeklere gelince,kahvaltı da bol bol deniz yosunu ve yumurta yedik Iyyy.... Irkça spora çok düşkünler. Sabahın ilk ışıklarında caddelerde spor yapan birçok kişiye rastlamak mümkün. Halk çok çalışkan. Şehirden şehre geçiş yaparken inşaat halinde bir köprüden geçtik.2 gün sonra dönüşümüzde ise gözlerime inanamadım köprü tamamlanmıştı.Abartısız en az 100 kişi birden köprüde çalıştıklarını gördüm.İklim çok sıcak biraz bunaltmıştı.Juche Kulesi kesinlikle görülmeye değer,sehrin bir çok yerinde kocaman parklar var! Çok temiz ve çok düzenli bir yapılanma mevcut.Cadde ortasında çömelmiş insanlar görürseniz bilinki orası otobüs durağı...
Her sokak başlarında çömelmiş insanlara rastlamak mümkün! İlk başta bana da enteresan gelmişti.Ama sonradan bu kalabalığı görmeye alıştım.İlginç bir ülke ilginç bir kültür....




SS501-LOVE YA
cakir06_07
Platin Üye [%15]
***

İtibarı : 72
Offline

Mesaj Sayısı: 102


LOVE YA















« Yanıtla #2 : Temmuz 31, 2012, 09:59:20 ÖS »
Quote


biraz uzun bi  yazı ama yazanların ellerine sağlık .. güzel şeyler var içinde.. meraklılarına duyurulur..



SS501-LOVE YA
cakir06_07
Platin Üye [%15]
***

İtibarı : 72
Offline

Mesaj Sayısı: 102


LOVE YA















« Yanıtla #3 : Ağustos 02, 2012, 12:02:05 ÖS »
Quote


bir başka arkadaşımız da güney kore hakkında asağıdaki yazıyı paylaşmış..bn de sizlerle paylaşmak istedim.. keyifli okumalar..

Güney Kore’de Eğitim

Günümüzde, diğer ülkelerin gölgesinde kalmasına rağmen kendini gün geçtikçe geliştiren ve gidenleri kendine hayran bırakan bir ülke GÜNEY KORE… Öncelikle Güney Kore ve Türkiye arasındaki yıkılmaz bağdan bahsetmek gerekir belki de. Fatih Üniversitesi’ndeki Koreli öğrenciler Kore Savaşı’nda yardıma giden Türk askerleri dolayısıyla Türkiye’yi kardeş ülke olarak gördüklerinden bahsediyorlar. Dünya kupasında Türkiye’yi nasıl desteklediklerini anlatıyorlar. Onlara göre biz kardeş ülkeyiz ve bizi ülkelerinde görmekten memnun olduklarını ifade ediyorlar. Orada eğitim almış insanlarla görüştüğümüzde ise öğrencilerden profesörlere kadar bütün Korelilerin kendilerine çok iyi davrandıklarını ve oradaki her üniversitenin yabancı öğrencilere özellikle de gelişmekte olan ülkelerin öğrencilerine birçok ayrıcalık verdiklerinden bahsediyor. Bizlerde sizin için Kore’deki üniversiteleri tek tek araştırdık. Ama isterseniz öncesinde Kore’deki eğitim hayatı ile ilgili biraz bilgi verelim. Güney Kore’deki üniversitelerin çoğu özel üniversite, devlet üniversitelerinin ise dönemlik 3000 dolar gibi bir harcı bulunuyor. Fakat bunun yanında ortalama yüzde 35 yabancı öğrenci indirimi mevcut. Üstelik hemen her üniversitenin yabancı öğrenci kontenjanı var. Normalde bir Kore öğrencisinin ortalama üç sene çalışarak girdiği dünya çapındaki önemli üniversitelere çok rahat başvurabiliyorsunuz. Ülkede Kast Üniversitesi hariç her üniversitenin Kore Dili bilme zorunluluğu var. Bunun için yapılması gereken önceden gidip Kore dilini öğrenmek. Her üniversitede Korece kursu olanağı bulunuyor. Bir yıl Kore Dili eğitimi görmeniz gerekli, ücretli olarak herhangi bir üniversitenin hazırlık kursuna kayıt olunabiliyor. Kursların yaklaşık 2,5 aylığı 1300 dolar. Üstelik iki dilde Ural-Altay dil ailesinden geldiği için yaklaşık beş ay sonra konuşmaya başlıyorsunuz. Tabi burada ülkenin dilini öğretmek için uyguladığı sistem çok önemli. Güney Kore gerçekten yoğun disiplinli bir sisteme sahip. Bu yönden Güney Kore’de eğitim görmek isteyenler daha çok sansa sahip diyebiliriz. Peki, Güney Kore’ye nasıl gidebiliriz? Ilık olarak 3 aylık vizesiz ülkeye giriş yaptıktan sonra kursa yazılıp, buradan aldığın belgeyle her üç ayda bir ülkede kalışını uzatabilirsin. Daha sonra ise ülkenin en az 5 – 6 iyi üniversitelerine başvurup, en az ikisinden kabul alabiliyorsunuz. Bir sonraki asama ise mülakatlar. Her üniversitenin ön kabulden sonra mülakatı oluyor. Korece birkaç basit soru soruluyor ve neden Güney Kore’yi ve o üniversiteyi seçtiğinizi anlatmanız isteniyor. Bu şekilde dünyanın gözde üniversitelerinden birine çok rahat bir şekilde kabul edilebiliyorsunuz. Bunun yanında mastar ve doktora için ayrıca burs imkânları çok fazla. Yüzde 100’e kadar verilen burslar var. Bunun için gerekli olan TOEFL gibi bir dil sınavından iyi sonuca sahip olmak ve diploma not ortalamanızın yüksek olması. Eğitimde ise mastar ve doktora dersleri aynı derslikte alınıyor daha sonra tezlerde ayrılıyorlar. Ayrıca Güney Kore’nin diğer bir güzel özelliği ise veri bağlantısı çok geniş ve sağlam olması. Yani hemen hemen her veriye kolayca internet üzerinden ulaşabiliyorsunuz. İnternetin kullanılma olanakları mükemmel bir şekilde genişletilmiş. Ayrıca kütüphanelerde günün yirmi dört saati kullanıma açık. Bu sebeple tezleriniz için kaynakları ve çalışma ortamlarını çok rahat bulabilirsiniz. Staj için ise ayrı bursları var ve çok gelişmiş laboratuvarlara sahip. Yine aynı şekilde staj eğitiminizi bu laboratuvarlarda tamamlayabilirsiniz.  Erosmuş programı çerçevesinde de Fatih Üniversitesi’nin Güney Kore’deki 2 üniversiteyle anlaşması bulunuyor. Güney Kore’deki eğitiminin bir başka yüzü ise, her üniversite görevlisinin kendini öğrenciye sevdirmek zorunda olmasıdır. Bu sebeple devamlı kendilerini yenileme ve geliştirmeye çalışıyorlar. Özellikle yabancı öğrencilere sürekli ilgi gösteriyorlar. Mezun olduktan sonra da her üniversite iyi öğrencilerine maddi olarak destek olup sahip çıkıyor ve dergilerinde tanıtıyorlar. Kampüsler ise gerçekten mimari ve teknolojik olarak göz kamaştırıyor. Kampüs içerisinde diş doktorundan güzellik merkezine kadar birçok olanak mevcut. Ayrıca Kore’de bayan eğitimine çok önem verildiği için hemen her üniversitede bayanlara özel katlar hatta binalar seklinde dinlenmeleri için sunulmuş alanlar bulunuyor. Bayanlara özel üniversiteler bile var. Üstelik kesinlikle başörtüsü sorunu yaşanmıyor. Üniversiteye gelen yabancılar içerisinde en çok Araplar yer alıyor. Çok rahat bir şekilde Arapça, Korece ve İngilizcenizi geliştirebiliyorsunuz. Kısacası üniversite Güney Kore’de tam bir cazibe merkezi. Üniversiteyi kazanmak çok zorken ülkenin yüzde 70 - 80’inin üniversite mezunu olmasına şaşmamalı. Simdi ise size üniversiteler hakkında biraz bilgi verelim. Öncelikle Güney Kore’nin en başarılı ve en çok tercih edilen devlet üniversitesi olan Seul Natronla Üniversitesi’ni tanıyalım. Seul Natronla Üniversitesi 1 Mart 1918 KEİ Piliç Agricultural Çöllere (KeijoUlusal Ziraat Okulu) adıyla kuruldu. 1 Mart 1956 yılında üniversite ismiyle tekrar kuruldu. 2008 yılı itibariyle 372 öğretim üyesi, 229 personel, 15 bin 58 öğrenciye sahipti. Kampüsleri Jeonnong-dong ve Dongdaemungu’da bulunuyor. Seul Natronla Üniversitesi doğruluk, yaratıcılık ve hizmet anlayışlarını ilke olarak benimsemiş. Seul Üniversitesi 1918’de kurulduğundan beri yüksek eğitim imkânları sağlıyor. Bir devlet okulu olarak, kendini şehirleşen dünyanın toplumsal, bölgesel, teknolojik sorunlarını belirlemeye yöneltti. Bu nedenle kendini Kore’nin geleceğini ve dünyayı şekillendirecek liderler yetiştirmeye adadı. Seul Üniversitesi kalite ve düşünce özgürlüğünde ısrar ediyor. 10 binden fazla kayıtlı öğrencisiyle, Seul Üniversitesi 7 lisans okulu ve yüksek lisansta neredeyse 90 farklı çalışma alanı içeriyor. 8 okul ve 27 şubede çok çeşitli bölümler sunuyor. Yüksek Lisans okulunda 33 mastar programı ve 25 doktora programı bulunuyor. Seul Üniversitesi devlet üniversitesi olduğu için burs imkânları özel üniversitelere göre daha sınırlı. Az imkânı olmasına rağmen yabancı öğrencilere verdiği önemden dolayı her yabancı öğrenciye başvurmaları sonucunda en az yüzde 30 burs imkânı sağlıyorlar. Burslar özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden gelen öğrencilere veriliyor. Yüksek lisans programları için üniversite diploma puanına ve TOEFL sonucuna dikkat ediyorlar. Bunların yanında da önemli bir nokta da ‘personel statümden’ dediğimiz neden bu üniversiteyi tercih ediyorsun’ kısmına büyük önem veriyorlar. Ayrıca bazı dersler Korece olduğu için Korece mülakattan geçiriyorlar. Daha ayrıntılı bilgi için; üniversitenin web sitesini ziyaret edilebilir veya snuadmit@snu. ac. kr adresine mail atılabilir. İsterseniz ikinci olarak da özel üniversiteler arasında önemli bir yere sahip olan Kore Üniversitesi’ne bir göz atalım. Kore Üniversitesi Güney Kore’nin en eski ve en iyi eğitim veren 2. Üniversitesidir. Kampüsü Seul’da olan üniversite eğitimi ve imkânlarıyla göz kamaştırıyor. Üniversitenin 215’i uluslararası toplam 3 bin 3 fakültesi mevcut. Ayrıca 2 bin 96’sı yabancı toplam 34 bin 354 öğrencisi bulunuyor. Öncelikle Kore Üniversitesini seçecek öğrencilerin 16 yıllık öğrenim hayatını tamamlaması lazım. Üniversite eğitim dili İngilizce olmasına rağmen bazı dersler ulusal özellikte olduğu için Korece yeterlilik isteniyor. Bunun içinde diğer üniversitelerde olduğu gibi mülakat yapılıyor. Özel üniversite olduğu için burs imkânları özellikle yabancı öğrenciler için çok fazla. Burslar için TOEFL (PBT) 577 ve üstü, TOEFL (CBT) 233 ve üstü, TOEFL (it) 90 ve üstü, TEPS 700, IELTS 7.0 TOPIK kevel 6 veya üstü. Ayrıca GPA 4.00 üzerinden 3.57 ve üstü olması gerekiyor. Tabi bu kriterler yüzde 100 burs imkanları için gerekli. Bunun yanında yüzde 30, 50 ve 70 burs
imkanları sunuyorlar. Su anda Kore Üniversitesi’nde okuyan yabancı öğrencilerin yüzde 89’u burs alıyor. Bu da bizim için önemli bir ayrıntı olsa gerek. Ayrıntılı bilgiye www.korea.edu adresinden ulaşılabilir. Bu iki göz kamaştırıcı üniversiteden sonra okuyanların heyecanlandığını hissedebiliyoruz. Fakat bununla birlikte aklınıza birçok soru gelebilir. Bunlardan en önemlisi mesafe ve kültür farkı. Simdi ise Türkiye’den Güney Kore’ye uzanan yolculuğunuz için biraz yardımcı olalım. Öncelikle sizi yaklaşık 11 saatlik uzun bir yol bekliyor ve bu yolculuğun bedeli (gidiş dönüş) ülkemizin hava yollarıyla ortalama 1400–1600 dolar. Ayrıca Malezya veya Dubai aktarmalı yolculuklar 1200–1300 dolar tutarında. Orada eğitimini tamamlamış insanlara tanıştığımızda yurtta kalmak pek önerilmiyor fakat evlerde biraz pahalı. Genel olarak depozitolar 20 bin dolar kiralar ise 1300 dolar civarında. Aylık olarak diğer ihtiyaçlarını ise ortalama 400 dolarla karşılayabilirsin. Bununla birlikte parti time çalışma olanakları da bulunuyor. Örneğin İngilizce dersi vererek saati 3–5 dolarlık bir ise sahip olunabiliyor. Bununla birlikte Kore’de yemek ve ulaşım çok uygun fiyatlı. Yemek konusu kültür farkından kaynaklanan en büyük sorun gibi görünüyor. Dil farkına gelirsek de Kore damalarını ve Korece kurs verilen yerleri öneririm. Biraz da Kore’den bahsedersek 4 mevsimin en güzel şekilde yaşandığı, suç oranlarının çok düşük olduğu, inanılmaz güvenilir ve çok güzel bir ülke. Gezmek isterseniz 63 katlı binasını ve teknomarketlerini unutmayın. Bir de ufak bir dipnot; Güney Kore’den Japonya, Malezya ve Filipinler’e vizesiz gidilebiliyor. Bu yazının hazırlanmasında bizden yardımlarını ve deneyimlerini esirgemeyen Havva Gün Etyemez’e teşekkür ederiz. Eğer Güney Kore’de eğitim hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz Havva Gün Etyemez, Havva_ gun@hotmail.com adresi aracılığıyla yardımcı olacak.



SS501-LOVE YA
cakir06_07
Platin Üye [%15]
***

İtibarı : 72
Offline

Mesaj Sayısı: 102


LOVE YA















« Yanıtla #4 : Ağustos 05, 2012, 01:47:20 ÖS »
Quote


özgü'ye teşekkürler.. emeğine sağlık..



Egitim sistemi, teknolojisi ve insan kalitesiyle dünyanin sayili ülkelerinden olan Güney Kore bünyesinde yaklasik 80 üniversite bulunduruyor. Bunlardan bazilari Türkiye deki hiçbir üniversitenin giremedigi ilk 500 arasinda yer aliyor.

Üniversitenin lisans programina katilabilmek için korece yi %70 ögrenmeniz gerek. 6 kurdan olusan dil kurslarina gidip kaydinizi rahatlikla yaptirabilirsiniz. Kurlardan herbirisi 1100.000 won yani 1500 ytl. Kolay bir dil olmakla beraber türkçe ile benzesmektedir.

Dil egitimini bitirdikten sonra lisans egitimine baslayabilirsiniz. Burdaki üniversiteler teknoloji üniversiteleri (türkiyede de ayni gebze yüksek teknoloji gibi okullar) ve normal üniversiteler olmak üzere ayrilir. Türkiye de bulunan bulunmayan bir çok bölümler içeren bu üniversitelerin dönemlik harci ise 2500 ile 4000$ arasinda degisiyor. yani her sene 8000$ vermeniz gerekebilir.

Güney Kore de yasam bir ögrenci için muhtesem fakat bir aile için tamamen monoton bir yasamdir. Çünkü Kore de 50-60 metrekareden büyük ev bulabilmek zordur. Evler genelde 2 oda içerir. Fakat 3 oda içereni mevcut olmakla berber ev kirasi biraz daha pahaliya gelmektedir. Iki odali merkez diyebilecegimiz evlerin kirasi yaklasik 400-800$. Kore ye geldiginizde mutlaka kendi evinizi tutmak zorundasiniz çünkü yurtlarda kaldiginiz taktirde size sunacaklari yemekler igrenç olmakla birlikte Islam a uygun degildir.(bilimum domuz, ahtapot, yengeç,at,it....vs)
Yasaminizi idare edebilmeniz için aylik asgari 600-800$ bir para gerekmektedir. Bunu tedarik etmek için part time çalismaniz kafidir. Ama öncelikle koreceyi ögrenmeniz gerekiyor. Burda insaat isçileri 2000$ aliyor. Üniversiteyi bitirenler ise 4000 den ise basliyor. Ama sunu belirtmek gerek dersler çok agir oldugu için part time çalisabilmeniz mümkün degildir.

Kore de sosyal ortam oldukça iyi. Türkleri severler ve muhabbetleri iyidir. Fakat içki tüketimi çok oldugu için dikkat etmek gerekiyor. Içki kültürü denen bir saçmalik almis basini gidiyor ve size ismarlanan içkiyi içmemeniz büyük bir ayip sayiliyor.
Üniversitelerin denkligi ülkemizde mevcuttur. Ama denklik almak için ugreasmaniza gerek oldugunu düsünmüyorum. Çünkü hayatinizin geri kalanini Korede geçirmek isteyeceksiniz.



SS501-LOVE YA
cakir06_07
Platin Üye [%15]
***

İtibarı : 72
Offline

Mesaj Sayısı: 102


LOVE YA















« Yanıtla #5 : Ağustos 05, 2012, 02:20:55 ÖS »
Quote


Sevgili Özgü’nün Koredeki bir Türk öğretmenle yaptığı sohbeti  paylaşmak istedim..
Özgü : güney kore ye gitme olayınız nasıl gerçekleşti?
Öğr : ben güney koreye öğretmen olarak geldim. Burada mehmetçiğin açmış olduğu okulda türkçe öğretiyorum. 7-12 yaş arası koreli çocuklara ders veriyoruz buradaki türk arkadaşlarla.
Özgü : güney koreyi kısa bir şekilde anlatır  mısınız?
Öğr : orada yaşadıklarımı anlatmam mümkün değil. Çünkü çok güzeldi. Öksüz çocukları görünce üzülüyorduk tabi ama orada olmak bana mutluluk veriyordu. Zamanında ingilizler bilim adamlarını 4 bir yana salarak ingilizceyi öğretmişler ama artık bizde türk öğretmenleri 4 bir yana salarak türklüğün anlamını yayıyoruz. Biz türk öğretmenlerde de bu  gururla güney kore de geziniyoruz. Güzeny kore çok güzel bir ülke. herkesin gidip gezmesi gereken , isterse orada kalabileceği bir ülke. Yemekleri çok hafif ama insan türk yemeklerini özlüyor. Orada etten tatlı yapıyorlar. Ben bunu duyduğumda asla yemem dedim ama bir kere tadına bak dediler. Ve ben tadına baktığımda bırakamadığım bir şey oldu.
Özgü : peki orada evler nasıl bizimki gibi mi?
Öğr : orada evler bizimki gibi değil. 70 metre kare evde bile kalıyorlar. Neredeyse 2 oda bir salon. Ama biz 3+1 yada 4+1 evler deyiz. Evler çok ucuz ama depozitolar çok pahalı . biz 3 türk öğretmen olarak ev tutmustuk
Özgü: peki herkes ucuz birşekilde gidebilirmi?
Öğr : zaten türkler güney koreye giderken vize çıkartmalarına gerek yok ama orada okumak istiyorsanız bursluluk kazanın. Çünkü bu kriz zamanında pahalıya gelir, zor olur.
Özgü : teşekkürler  gamze abla..bu kadar bilgi şimdilik yeter sanırım =)
Öğr:  benim için fark etmez istediğin zaman soru sorabilirsin özgücüm..
Özgü : tamam gamze abla.




SS501-LOVE YA
Sayfa: [1] 2 3 ... 7 |   Yukarı git
  Yanıtla  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

+ Hızlı Cevap
Hızlı cevap'ı kullanarak hemen mesaj gönderebilirsin. Gülümseme ve kod kullanabilirsiniz.



Hosting Hizmetleri