Sayfa: [1] |   Aşağı git
  Yanıtla  
Konu: Hayal nedir?  (Okunma Sayısı 41284 defa)
blknt_mbg
Ziyaretçi
« : Nisan 04, 2007, 05:29:51 ÖS »
Quote

Sponsorlu Bağlantılar


Hayal etmek keşfetmektir derler. 1.Örnek: Bir zamanlar okyanusların sonsuz uzaklıkta olduğu düşünülürken( Dünya’mızın düz olduğu düşünülürken v.s) Bazı kişiler okyanusların sonunu hayal ederek yaşamışlarıdır. 2. Örnek: Bazıları Kolomb, Zheng, Piri Reis gibi insanlar hayal etmekle kalmayıp; hayallerin peşlerinden giderek, okyanusları aşarak yeni kıtalar keşfetmişlerdir.

Keşfetmekle kalmayıp dünya haritasını; o zamanın koşullarıyla yönlerini bulmak için (kaybolmamak için) kabataslak olarak çizmişlerdir.

1. Örnekteki hayal gücünde, okyanuslar sonsuz bir düzlem olarak hayal edilirdi.
2. Örnekteki hayal gücünde, okyanusların bir birleriyle bağlantılı olduğu ve hatta dünyamızın yuvarlak olduğu ispatlanmıştır. (şu anki zaman diliminde Elips olarak kabul edilir)

Hayal: Yaşadığımız zamanda mümkün olmayacağını düşündüğümüz fakat başkası tarafından yapılması mümkün olan düşüncelerdir. Bilmediklerimizi bilmek; yapamadıklarımızı yapma isteğidir.
Bilinmeyenlerle dolu bir âlemde yaşıyoruz.

1. örnekteki gibi uzayı hayal edersem, 2. örnekteki sonuca mı ulaşırız? Bilinmez.

1. örnekteki zaman dilimini yaşıyoruz. Fakat 2. örnekteki zaman dilimi için bir hayal temeli oluşturulmuştur. (uzay sonsuz bir düzlem midir? Henüz ispatlanmamıştır.)
2. örnekteki zaman diliminde olan kişiler hayallerinin peşinden giderek bunu ispatlama çabasında olacaklardır.

Buradan çıkaracağımız sonuç: 1. örnekteki zaman dilimini yaşıyoruz. Ta ki uzayın sonsuz olup olmadığı ispatlanana kadar.

Farklı bir bakış açısından bakalım.
Örnek:
1.Kişi: Yoksul olan bir çocuğun dondurma yerken kendini hayal etmesi.
2.Kişi: Durumu iyi olan başka bir çocuğun istediği zaman dondurma v.s gıdasal ihtiyaçlarına sahip olması durumunda; dondurma yerken dondurmayı hayal etmez tadına varır. Fakat tatmadığı dondurma çeşitlerini düşünmeye başlar(bu çocuk için yakın hayal). İleriki günlerde çilekli, muzlu, vanilyalı, çikolatalı v.s dondurma çeşitlerini tadar. Doyum noktasına ulaştığı zaman; dondurma artık hayal olmaktan çıkar. Tat veren bir eğlenceye dönüşür.

         
1.Kişi: İlk defa dondurmanın tadına bakan bir çocuk; dondurmanın soğuk ve tatlı olduğunu algılar. Ne çeşit bir dondurma olduğunu düşünmez. İleriki zamanlarda 2. Kişinin düşüncelerine sahip olur.

Örnek:
1.Kişi: Bir kuş görür; havada süzülmeyi, kuşlar gibi uçmayı hayal eder.
2.Kişi: Bulutların üstünde dolaşıp yeryüzüne bakmayı hayal eder.
3.Kişi: Üstünden geçen uçağın içinde olmayı hayal eder.
4.Kişi: Uçakta giderken; herhangi bir makineye bağlı olmadan havada süzülmeyi hayal eder.
5.Kişi: Yerçekiminin kaldırıldığı bir ortamda veya uzay boşluğunda dilediği gibi süzüle bilir. Bu durum kuşlar gibi uçma hissini yaratır. Uçtuğunu düşünür. İlk 4 kişinin hayallerini gerçekleştirmiştir. Fakat Yerçekiminin olduğu bir ortamda;  herhangi bir makine desteyi olmadan havada süzülmeyi, kuşlar gibi uçmayı hayal eder.
6.Kişi: Gelecekteki bir zaman diliminde; Dünyamızda ki yerçekimi kuvvetinin değişmesiyle birlikte. Bir sıçramayla metrelerce yukarıya çıkıp, suda yüzer gibi havada süsülerek; kuşlar gibi kilometrelerce uçabildiğini hayal edelim. (şuan ki zaman diliminde bu olay gerçekleşmediğinden dolayı olması imkânsız bir hayal olarak kabul edilmektedir.)

Yerçekiminde oluşacak düzensizlikler sonucunda; Dünyamız Ay gibi kurak ve yaşanılması zor bir yer haline gelebilir.

Yaşadığımız zaman dilimi içerisinde; hiçbir zaman bilinmeyeceği veya olmayacağı düşünülen, gerçekleşmesi imkânsız hayallere Ütopya diye biliriz. 6. Kişi şu an bizim Ütopyamızdır.

Hayallerde sınır yoktur. Siz sınırda takıldığınız zaman; bir başkası o sınırı rahatlıkla geçmiş olamaz mı? Bilinmeyenlere doğru giderken; düşündüğümüz veya düşüne bildiğimiz kadar hayallerimizde ilerleye biliriz.

Nasıl ki dilediğimiz zaman hayal kuruyorsak.Her geçen zamanla birlikte her an yeni şeyler öğrenmeye açık olduğumuz için; herkese öğrenci gözüyle bakıyorum.

Bir öğrenci olduğum için olabilir mi(?)
Keşfetmekle kalmayıp dünya haritasını; o zamanın koşullarıyla yönlerini bulmak için (kaybolmamak için) kabataslak olarak çizmişlerdir.

1. Örnekteki hayal gücünde, okyanuslar sonsuz bir düzlem olarak hayal edilirdi.
2. Örnekteki hayal gücünde, okyanusların bir birleriyle bağlantılı olduğu ve hatta dünyamızın yuvarlak olduğu ispatlanmıştır. (şu anki zaman diliminde Elips olarak kabul edilir)

Hayal: Yaşadığımız zamanda mümkün olmayacağını düşündüğümüz fakat başkası tarafından yapılması mümkün olan düşüncelerdir. Bilmediklerimizi bilmek; yapamadıklarımızı yapma isteğidir.
Bilinmeyenlerle dolu bir âlemde yaşıyoruz.

1. örnekteki gibi uzayı hayal edersem, 2. örnekteki sonuca mı ulaşırız? Bilinmez.

1. örnekteki zaman dilimini yaşıyoruz. Fakat 2. örnekteki zaman dilimi için bir hayal temeli oluşturulmuştur. (uzay sonsuz bir düzlem midir? Henüz ispatlanmamıştır.)
2. örnekteki zaman diliminde olan kişiler hayallerinin peşinden giderek bunu ispatlama çabasında olacaklardır.

Buradan çıkaracağımız sonuç: 1. örnekteki zaman dilimini yaşıyoruz. Ta ki uzayın sonsuz olup olmadığı ispatlanana kadar.

Farklı bir bakış açısından bakalım.
Örnek:
1.Kişi: Yoksul olan bir çocuğun dondurma yerken kendini hayal etmesi.
2.Kişi: Durumu iyi olan başka bir çocuğun istediği zaman dondurma v.s gıdasal ihtiyaçlarına sahip olması durumunda; dondurma yerken dondurmayı hayal etmez tadına varır. Fakat tatmadığı dondurma çeşitlerini düşünmeye başlar(bu çocuk için yakın hayal). İleriki günlerde çilekli, muzlu, vanilyalı, çikolatalı v.s dondurma çeşitlerini tadar. Doyum noktasına ulaştığı zaman; dondurma artık hayal olmaktan çıkar. Tat veren bir eğlenceye dönüşür.

           
1.Kişi: İlk defa dondurmanın tadına bakan bir çocuk; dondurmanın soğuk ve tatlı olduğunu algılar. Ne çeşit bir dondurma olduğunu düşünmez. İleriki zamanlarda 2. Kişinin düşüncelerine sahip olur.

Örnek:
1.Kişi: Bir kuş görür; havada süzülmeyi, kuşlar gibi uçmayı hayal eder.
2.Kişi: Bulutların üstünde dolaşıp yeryüzüne bakmayı hayal eder.
3.Kişi: Üstünden geçen uçağın içinde olmayı hayal eder.
4.Kişi: Uçakta giderken; herhangi bir makineye bağlı olmadan havada süzülmeyi hayal eder.
5.Kişi: Yerçekiminin kaldırıldığı bir ortamda veya uzay boşluğunda dilediği gibi süzüle bilir. Bu durum kuşlar gibi uçma hissini yaratır. Uçtuğunu düşünür. İlk 4 kişinin hayallerini gerçekleştirmiştir. Fakat Yerçekiminin olduğu bir ortamda;  herhangi bir makine desteyi olmadan havada süzülmeyi, kuşlar gibi uçmayı hayal eder.
6.Kişi: Gelecekteki bir zaman diliminde; Dünyamızda ki yerçekimi kuvvetinin değişmesiyle birlikte. Bir sıçramayla metrelerce yukarıya çıkıp, suda yüzer gibi havada süsülerek; kuşlar gibi kilometrelerce uçabildiğini hayal edelim. (şuan ki zaman diliminde bu olay gerçekleşmediğinden dolayı olması imkânsız bir hayal olarak kabul edilmektedir.)

Yerçekiminde oluşacak düzensizlikler sonucunda; Dünyamız Ay gibi kurak ve yaşanılması zor bir yer haline gelebilir.

Yaşadığımız zaman dilimi içerisinde; hiçbir zaman bilinmeyeceği veya olmayacağı düşünülen, gerçekleşmesi imkânsız hayallere Ütopya diye biliriz. 6. Kişi şu an bizim Ütopyamızdır.

Hayallerde sınır yoktur. Siz sınırda takıldığınız zaman; bir başkası o sınırı rahatlıkla geçmiş olamaz mı? Bilinmeyenlere doğru giderken; düşündüğümüz veya düşüne bildiğimiz kadar hayallerimizde ilerleye biliriz.

Nasıl ki dilediğimiz zaman hayal kuruyorsak.Her geçen zamanla birlikte her an yeni şeyler öğrenmeye açık olduğumuz için; herkese öğrenci gözüyle bakıyorum.


Sponsorlu Bağlantılar


- Hayal nedir?
DarkWater
Têknîk Üye [%30]
******

İtibarı : 534
Offline

Mesaj Sayısı: 2,949


Ben Olda Gör..















« Yanıtla #1 : Nisan 04, 2007, 07:49:41 ÖS »
Quote


sğl paylaşım için fakat ben burdada bilim ve teknoloji ile ilgili bulguya rastlamadım
o yüzden yeşillik bölümüne taşıyorum

konu için teşekkürler Smiley



Benim Sözlerim O'nu(s.a.s.)Güzelleştirmez ...Aksine Ben Onun İsmini Anarak Sözlerimi Güzelleştiriyorum...
Maceracı
Özel İnsan
*

İtibarı : 739
Offline

Mesaj Sayısı: 1,026
















« Yanıtla #2 : Ağustos 22, 2007, 11:39:48 ÖS »
Quote


güzel payşlaşım



Nymphetamine
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : Nisan 20, 2008, 10:52:13 ÖÖ »
Quote


Güzel bir paylaşım


roamer
Yeni Üye [%1]
*

İtibarı : 0
Offline

Mesaj Sayısı: 23















« Yanıtla #4 : Mayıs 19, 2008, 12:13:36 ÖÖ »
Quote


iyi iyi saol tşkr ederim ama biraz daha ayrıntılı paylaşa bilseydin eger daha iyi olurdu ama genede saol ::Smiley
 Alkış Alkış Hep Beraberr Hep Beraberr Pofur


makaskterh
Yeni Üye [%1]
*

İtibarı : 1
Offline

Mesaj Sayısı: 1















« Yanıtla #5 : Kasım 20, 2010, 12:27:37 ÖS »
Quote


EN BÜYÜK GERÇEK OLAN HAYAL NEDİR?    (geniş bilgi için http://www.manyetikdunyamiz.com )

         Hayal, insan hayatında hayvanlardan farklı olarak yer etmiş insan yaşamını şekillendiren bir duygudur. Malasef ne psikiyatristler ne nörologlar bu konuda en ufak araştırma yapmamışlardır. Hayal, beş duyu organı tarafından algılanıp, hafızalanmış belleğe ait unsurların, bir araya getirilip , şekillenmiş halinden oluşturulur. Biraz açıklamak gerekirse; hayal genelde gelecek hakkında kurulsa bile geçmiş hakkında da olabilir. Görme ile alakalı hayaller genelde diğer duyu organları tarafından desteklenir. Bunlar gözün önünden çekilince bir bütün halinde hafızaya atılıp gerektiğinde oradan çağrılıp , işleme tabi tutulur. Yer , kişi ve zaman oryantasyonu denilen tanıma işlemi böylece yapılır. Görsel hafıza olarak adlandırılsa da , asıl olan bellekte , bu obje ve durumun saklanması halidir. İnsan çocukluğundan itibaren, topladığı hafızaya ait dökümanları kullanarak, kendisine ait bir dünya oluşturabilmek için hayal dünyasında yaşam şeklini belirler. Yaşam şeklini belirler iken, elde ettiği dökümanları arşivlediği şeklin doğru mu, yanlış mı olmasına göre sıralamaya alır. Önceliklerini belirler. Burada sadece kendisinin öncelik belirlemesi yetmez, aynı zamanda çevredeki insanlar , şartlar öncülük edebilir. Bazen de blokaj koyar. Çocuklukta edinilmiş bilgilere göre insanların görüşlerini alma veya almama önem  kazanır. Burada en önemli faktör utanma duygusudur. Eğer kişi yetiştirilirken utanma duygusundan arındırılmış, bireysel takılan bir yapı içinde büyümüşse , o insana daha sonra toplum içinde yaşamı öğretemezsiniz. Çünkü çevredeki yaşça büyük insanların tecrübe ve deneyimleri, hata ve kusurları yapa yapa oluşmuştur. O kişileri büyük bilmezse , onlardan alabileceği şey yoktur. Çünkü duvar örülmüştür.

            İnsanın tek başına, huzur ve güven içinde yaşayabilmesi için kendini mutlaka o topluma ait  bir birey olarak algılaması , toplumun değer yargılarına önem verilmesi gerekir. Toplum içinde iyi ve kötü , doğru ve yanlış  değerleri verilmezse , o insanın daha sonra vahimme denilen iyi insan olma vasıflarını taşıması mümkün olamazdı. Vahimme eskiden, alimlerin söz ettiği, içinde yaşadığı hayal dünyasının, doğru ile yanlışının, nasıl olduğu konusunu anlayan kuvvete denir. Hatta şizofreni dediğimiz insanlarda görülen görsel hayaller doğru mudur, yoksa yanlış mıdır hasta ayıramaz. Bu çelişki daha sonra hallusinasyon dediğimiz halin gerçek olduğu konusunda yoğunlaşmaya gider ve buna inanır.

            İnsan elde ettiği, görsel niteliği fazla olan hayallerden, olağan üstü şeyler üretmeleri hayalciliğin doruk noktasıdır ki ; genelde şairlerde , duygu yoğunluğu çok olan buluş yapan kişilerde çok gelişmiştir. Yeni cihazlar bulma konusunda insanların yaratıcılık diye yanlış olarak ifade ettiği, görsel yoğun hayal aslında daha önce bakıp gördüğü bir şeye benzetip , diğer bir şeyi projelendirmekten öteye geçemez. Asıl yaratıcılık yoktan var etmek ve varlıkta durdurmaktır. Bu ise bizi yoktan var eden Cenabı Hakkın sıfatıdır.

            Fransız psikiyatrisinin imajinatif dünya dediği hayalci dünya yapısının en önemli özelliği sadece  polyana vari hayalleri ile yaşayan genelde kadınlarda olan yapıdır. Kendi içinde çok mutlu görülen bu yapıdaki insanın aslında gerçek  hayat ile  pek ilişkisi olmadığını görmekteyiz. İnsanların çok kullandığı bir metod olan, bu imajinatif dünyanın en büyük özelliği, kişinin kendine yönelik yaşamasıdır. Bu dünya içinde eğer kişi , bir engelle karşılaşırsa ,  hayal dünyasından gerçek yaşama çakılmış olarak hisseder. Çünkü pembe hayaller yıkılmıştır. Bu sırada düşüp yıkılan hayaller yüzünden kişi konversiyon nöbeti veya somatizasyon bozukluğu denilen çeşitli fonksiyon bozuklukları yaşar.

            Peki hayal dünyası ne için gereklidir? Yeri neresidir? Hayattaki önemi nedir. ?

Tüm bu soruların cevabı olarak, beyni sadece hard disk gibi düşünen tıp nosyonundan yoksun kişilere, şu soruyu sormak isterim. Evvelden bilgisayarlara ne var ne yok diye sorulduğunda bilgisayar iflas etti derlerdi. Gerçekten sadece hafıza ve bellek olarak görülen, beyin dokusu  nerede , hayal dünyasını oluşturup, orada doğru ile yanlışı ayırıyor. Kendi için en akıllı denilen çözümü bulabiliyor. Yoksa bunların  ağırlığı içinde kendi sonunu hazırlayacak uyuşturucu batağına mı düşüyor. Çünkü gelecek konusunda hayal kuramayan bu dünyada yaşayamaz. Yaşasa bile bir odunun vereceği fayda kadar bile fayda veremez. Bir mimar hayal dünyasında şekillendirdiği ve planını yaptığı eserini eğer kağıda  dökerse topluma faydalı olabilir.  Bunu  yaparken toplumun ve çevrenin fayda ve zararını düşünmeden planlama yaparsa , o yapı tez vakitte yıkılmaya gider.

            İnsan daha önce görüp yaşamadığı bilmediği şeyler hayaline nasıl gelir? De ja vu denilen hadisenin özünde yanlış olarak adlandırılan reenkarnasyon hadisesinden öte , kişinin kalu bela denilen ruhlar aleminde yaratıldığında, yaptıkları şeyleri hayalen hatırlamasıdır. Çünkü insan ruhunun bir hafızası vardır. Ve yeri insanın tüm bedenini kaplayabilmektedir. Ancak kalpte yoğunlaşır. Şimdi bu olaya niye girdiğimi merak ediyorsunuzdur. İnsan bazen hiç  görmediği ve duymadığı şeyler hayal eder. Hafızasını yokladığında bu bilgi kesinlikle yoktur. Peki o zaman de ja vu diye nitelendirilen şeyler niye oluşur. Nörologlar hayal dünyasının beyindeki yerini söylemezler iken , psikiyatristler ise hayal dünyası ve de ja vu yu kabul edip , ruhu kabul etmezler. Bu salaklık aptallık değilde nedir.  Ya da bilerek ve isteyerek başlarını kuma gömmektir.

            Kişiler hayaller ile yaşarlar. Hayali olamayan kişinin yaşamı sürdürebilmesi mümkün değildir. Gerçek dünya ile hayal dünyası nerede başlar, nerede biter. Hayal aynada görülen görüntü gibidir. İnsan, aynada gördüğü şeyin gerçek olup olmadığı konusunda soru sorulduğunda tereddüt etmeden yalan olduğunu söyler. Ancak çok enteresan bir durumdur , tiyatro veya sinema perdesinde gördüğümüz görüntülere doyasıya güleriz. Aslında gülmek ihtiyacının , sahte olarak karşılanmasından başka bir şey değildir. Ağlamak istediğimizde ise üzüntülü bir durumu kendimize örnek tutup, ona ağlarız. Peki verilen tepkiler ve yaşanan olayların neresi gerçek ve reeldir. Tabi ki hiç birisi değildir. Çünkü herkes mezara yalnız olarak girince orada gerçek ile karşılaşacaktır.

            Şimdi şunu sorgulamak  gerekir. Ben 60-70 yıl yaşadım . Bu kadar süreyi hayal peşinde geçirdim. Sonuçta yaşanılan olayların hepsi mazide  kaldı . Geriye ise , insanlara ve çevreye bıraktığım veya verdiğim zararlar kaldı. Arkamdan bana Allah  belanı versin diyen bir nesil bıraktım. Bu da yetmez ; el ve ayaktan düştüğümde ötönazi denilen beni ortadan kaldırın mantığı gelişti. Hatta yetmez, ötönaziye gitmeden şunu ortadan kaldıralım öldürelim diye, insanlar bir takım çalışmalara girdiler. Bu mu iyi olan . Doğru olan.  Hani toplum düzeniydi . hani insanların rahat ve huzuruydu. Hani koruyucu hekimlikti. Hani mutluluktu. Bunları keşif edip bulamayan insan olarak bizler mi,  yaşayarak doğru ve yanlışı ayıracağız. Eğer böyle düşünüyorsak , buna salaklık akılsızlık lafı az gelir.

            Sevgili okurlar ,  insan beyninin tıp otoritelerince bilinmeyen diğer bir yönü ise manyetik hafızalanma da iki ayrı beyin yarım küresi kullanılmış olmakla referans değer alma ile işlem yapılabilmesi mümkün olur. Bu referans  alma ile oluşan yapı ,görüntü ve onun yansıması şeklinde oluşur. Bu ise üç boyutluluk sağlar. Bunu şöyle düşünebilirsiniz.; her taraftan aynı görüntüyü sutün gibi bir beyaz ışık kümesine gönderirseniz , hologram gibi görüntü elde edersiniz. İşte beyinde hayal oluşmasının ana mantığı budur. Limbik sistem agenizisi denilen durumlarda aynalama tekniği işlem yapmadığından hayal oluşturma mümkün olmaz. İnsanın hayal dünyasına bu kadar sarılması ise çevreden ve kendi özelliklerinden kaynaklanır. Bu konu daha sonra ayrı bir başlıkta incelenecektir.

            Saygılarımla

 

 Dr.  Efser GÖKÇEN




Sayfa: [1] |   Yukarı git
  Yanıtla  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

+ Hızlı Cevap
Hızlı cevap'ı kullanarak hemen mesaj gönderebilirsin. Gülümseme ve kod kullanabilirsiniz.



Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yorum Okunma Sayısı Son Mesaj
HAYAL Güzel Sözler Necdet EREM 0 561 Temmuz 27, 2013, 02:00:06 ÖS
Gönderen: Necdet EREM
Hosting Hizmetleri