102,634 Mesaj - 12,481 Konu - 79,936 Üye - Son üye: CooLio
İndirmeden Kaliteli FİLM İZLEMEK için Tıklayın!

Sitemizde online izlenebilen telif haklarını ihlâl eden Klipler ve online dinlenebilen Müzikler kaldırılmıştır.
Gördüğünüz durumda İletişim'e tıklayarak bildiriniz.
Sayfa: [1] |   Aşağı git
 
Gönderen Konu: İnşaALLAH Bu Yazıyı Okursunuz..!  (Okunma Sayısı 504 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Maceracı
VIP
*****

İtibarı : 567
Offline

Mesaj Sayısı: 951
















« : Eylül 17, 2007, 01:39:27 ÖS »



Zaman ayırıp okuyan menfaat bulur.Okumayan sayfayı yukarı doğru çeker.
Ahiretimiz Dünyada Yaptığımız Tercihlerden İbarettir....İnşa Bu Yazıyı Okursunuz.Belki ilerde çok fayda verecek bir bilgi edinirsiniz....

Oruç, İslam Ülkelerinin dışında da hızla yayılmakta, bu konuda birçok kişi araştırma yaparken, hastalıkların önlenmesi için orucu tavsiye eden mütehassıs doktorların sayısı her geçen gün artmaktadır.

Şu anda Batı Almanya’daki 29 klinikte, oruç ile tedavi yapılıyor. Ve oruç, hemen hemen her hastalığı tedavi ettiği gibi, fazla kiloların da sağlıklı bir şekilde atılmasını sağlıyor. Oruç Mütehassısı olarak bilinen Dr. Hellmut Lützner’e göre oruç, vücudun senelerce depo ettiği zehirleri ve pislikleri dışarıya atmanın en tabii yoludur.

Oruç, insanlık tarihi kadar eskilere dayanır ve bütün canlılarda, ortak bir özellik olarak göze çarpar. Haftalarca veya aylarca aç kalarak bir nevi oruç tutmak, tabiattaki birçok canlının hayatında her sene görülmektedir. Ve oruç tutma istidadı olmaksızın canlıların sağ kalması mümkün değildir.

Bugün birçok gelişmiş ülke, bolluk içinde yaşıyor. Fakat bu bolluğa alışmış olmaları yüzünden de artık hiçbir zorluğa cesaret edemiyorlar. Bu ülkelerde aşırı beslenmeden doğan hastalıklar, bir çığ gibi artarak yayılıyor.

Her milletin, kendine has bir yemek listesi bulunur. Ve ailece hep beraber yemek yeme, aile fertlerinin birbirine olan bağlılık duygularını geliştirir. Hatta iş icabı olarak birbirini daha iyi tanımak isteyenlerin yaptıkları ilk iş, bir restoranda buluşmaktır. İşte bu “belirli vakitlerde aynı yemekleri paylaşma hadisesinin” güçlendirdiği sevgi ve saygı duygularını, acaba oruçtan daha iyi hangi şey sağlayabilir?

“Dini bayramların manevi havasını tatmak için, oruç tutarak hazırlanmak şarttır” diyen Münihli Psikolog Jürgen Von Schedit, sözlerine şöyle devam ediyor:
“Oruç, gelenek olmaktan çıkınca, içindeki gizli kıymetler de yok oluyor. Diğer bir ifade ile insan maddiyata fazla dalınca, maneviyatın kokusunu bile alamıyor.”

Herkesin bilmesi gereken bir başka oruç da, hastalanan bütün canlıların insiyaki olarak tuttukları oruçtur. Sıhhatini kaybeden canlılar, yeme ve içmeyi terk ederler. Bunun açıklaması şudur: Tehlikeye maruz kalan vücut, hazım ile uğraşmayı istemez. Çünkü bu hadise ile, canlının aldığı gıda enerjisinin üçte biri harcanır. Bu sebeple vücut bütün gücünü, hastalığa karşı savunmaya yöneltir.

Orucun unutulan kıymetlerini Batı Dünyasına tekrar anlatmakta büyük payı olan Dr. Otto Buchinger (1882-1970) “Şifalı Oruç” adındaki kitabında, bizzat kendisinin büyük bir hastalık neticesinde oruca başladığını yazmaktadır. Tehlikeli bir mafsal romatizmasına yakalanan Buchinger, hastalığın arttığını, kaslarının eriyerek karaciğerinin büyüdüğünü ve safra kesesinin iltihaplandığını görünce oruç tutmaya başlamıştır. Buchinger, Alman oruç uzmanlarının en tecrübelisi sayılan Gustav Riedl’in kontrolünde oruç tutmuş ve tamamıyla iyileşerek sıhhatine kavuşmuştur.

Dr. Buchinger, on binlerce hasta üzerinde yapmış olduğu araştırmalarını şu cümleyle özetler: “Tansiyon düşüklüğü gibi istisnalar hariç, hiçbir hastalık yoktur ki, orucun faydası olmasın veya tamamıyla iyileştirmesin! Oruç, bıçağa gerek duyulmayan bir ameliyattır.”
Oruç mütehassısı Dr. Lützner de, eski 10 bin metre koşucularından 54 yaşındaki bir sporcunun en iyi derecelerini, 49. oruç gününde elde ettiğini belirtmiştir.

Oruç mütehassıslarından biri olan, bayan Dr. Helga Bühler, “açlık grevi” ile “oruç” arasındaki farkı şöyle belirtmektedir:
“İkisinin arasındaki tek fark, insanın niyetidir. Oruç, pozitif ve istekli bir harekettir. Açlık grevi ise, öfke ve gazaptan kaynaklanır. Bilindiği gibi öfke ve sinirlilik halleri mide asidi üretmekte, mide asidi ise acıkmaya sebep olmaktadır. Dolayısıyla oruçlu kişi açlık hissetmezken, diğeri büyük bir açlıkla karşı karşıyadır.”

Oruçlu bir insan, yemek yeme telaşından kurtulduğu gibi, ikide bir de yemek hazırlamak veya bulaşık yıkamak derdinden de kurtuluyor. Bu arada insan, bambaşka şeylerden kurtulduğunu da anlıyor. Psikolog Jurgen Von Scheidt, bu konuda şunları söylüyor:
“Özellikle kendini eşyaya bağımlı hissedenler için bağımsızlık kazanmak, son derece kıymetlidir. Orucun verdiği bağımsızlık duyguları ile, böyle bir hazineye sahip olmak mümkündür. Oruç ile, esas problemleri bağımlılık olan bütün insanların, uyuşturucu madde müptelalarının ve alkoliklerin psikoterapi yoluyla tedavi edilmeleri mümkün oluyor.”

Dr. Hellmut Lützner, “Oruç Sayesinde Yeni Doğmuş Gibi” adlı kitabında, şu gerçekleri dile getiriyor:
“Oruçlunun hissettiği acıkma safhaları, aslında tedavi seanslarıdır. Bu safhalar, hastalıklı ve zararlı maddelerin dokulardan koparıldığı ve vücutta dolaştığı saatlerdir. Oruç sırasında bazı vücutlarda meydana gelen ağız ve ter kokuları, bu zararlı maddelerin vücuttan atılması sebebiyledir.”
Dr. Hellmut Lützner, şöyle devam ediyor:
Oruç tutmanın verdiği zevki, sağlamış olduğu şu faydaları öğrendikten sonra, daha iyi tadabilirsiniz.
* Güçlü bir maneviyat.
* Kendi ruh dünyanıza ve vücudunuza karşı, gitgide artan bir alaka.
* Tasavvur ve hatırlama gücünde elde edilen artış.
* Kendinize olan güveninizin sağlanması ve kararların büyük bir soğukkanlılıkla alınabilmesi.
* Tad alma duygusunun güçlenmesi ve oruçtan sonra, çok daha sağlıklı bir beslenmenin elde edilmesi.Bütün bu sayılan faydaların oruçla elde edilmesi, gerçekten hayret vericidir. Orucun ilk günlerinde ortaya çıkan güçlükler ise, basit bir yolla giderilir. Oruca başlanılan günlerde bol meyve yemek, midede kalan et parçalarının çürümesine mani olmakta, böylece mide bulantısı veya baş ağrısı gibi rahatsızlıklar da giderilmektedir.
Yazımızı Dr. Buchinger’in bir sözü ile noktalıyoruz.
“Oruç, bıçağa gerek duyulmayan bir ameliyattır.”

Logged
arıziii
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Eylül 17, 2007, 01:53:43 ÖS »

güzelll  gerçekten okumadan geçmemek lazım  Wink
Logged
-Bulut-
Têknîk Üye [%30]
******

İtibarı : 231
Offline

Mesaj Sayısı: 2,514


¯`° ¢åPkIѰ `¯ ¯`°ѕєя∂αя° `¯















« Yanıtla #2 : Eylül 29, 2007, 11:46:13 ÖS »

bencede  herkes   okusun   
Logged

єšкι ηι¢к тρ šєяšєяιšι

gυяυя νє šαуgıуℓα ; кiηšiz ηєƒяєтšiz ; ∂υямαк уσк ! уσℓα ∂єναм !!!
gulistan
Uzman Üye [%22]
****

İtibarı : 19
Offline

Mesaj Sayısı: 721
















« Yanıtla #3 : Ekim 13, 2007, 11:10:41 ÖÖ »

güsel teşakkürler eline sağlık.
Logged
ranas
Yeni Üye [%1]
*

İtibarı : 0
Offline

Mesaj Sayısı: 1















« Yanıtla #4 : Ekim 26, 2007, 12:41:27 ÖÖ »

cok güzel bir yazı insanın manevi duykularını harekede geciriyor tşkler
Logged
Sinan !
Moderator [%50]
*

İtibarı : 629
Offline

Mesaj Sayısı: 535


let my hearth go















« Yanıtla #5 : Ekim 26, 2007, 11:27:07 ÖÖ »

paylasım için teşekkurler
Logged

//olümün bizi nerede beklediği belli değil en iyisi biz onu heryerde bekleyelim//
Sayfa: [1] |   Yukarı git
 
GoogleTagged: orucun ranas orucun

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yorum Okunma Sayısı Son Mesaj
Önce Yazıyı Okuyun Sonra Resime Bakın! İlginç Resimler « 1 2 3 4 » SoN_DuRaK 21 1344 Ocak 02, 2008, 12:33:57 ÖÖ
Gönderen: YAĞMUR DAMLASI
alt yazıyı filme nası monte edicem ??? Film Tanıtımları & Fragmanlar bloodforblood 0 405 Aralık 01, 2007, 10:32:35 ÖS
Gönderen: bloodforblood
Üye Olmayanlar Konu İçerisindeki Yazıyı Göremesinler Tasarım Dünyasından Haberler Tılsım 1 336 Şubat 19, 2008, 01:58:20 ÖS
Gönderen: gulistan
Hosting Hizmetleri