Sayfa: [1] 2 |   Aşağı git
  Yanıtla  
Konu: Kaderin şifresi  (Okunma Sayısı 37269 defa)
omergul
Bağımlı Üye [%20]
****

İtibarı : 305
Offline

Mesaj Sayısı: 459
















« : Şubat 11, 2009, 04:24:36 ÖS »
Quote

Sponsorlu Bağlantılar


Kader nedir? Kaderin şifresi var mı? İnsan kaderini bilebilir mi? Hatta kaderine hakim olabilir mi?  Yönlendirme yapabilir mi?  Kaderi değiştirebilmenin sınırları ne? Değiştirmemesi gerekenleri nasıl bilecek?  Hepimizin kaderle  ilgili çok merak ettiği temel sorulara astroloji açısından yaklaşmak istedik. Öncelikle kaderi tanımlayalım sonra da kaderin şifresinin çözülüp çözülemeyeceği konusunu inceleyelim.
  Kader önüne geçilmesi mümkün olmayan, bazı yasalara bağlanmış eylemler bütünüdür. Kader astrolojik açıdan, doğum haritası adını verdiğimiz horoskopla da sembolize edilir.
 Horoskop daire şeklindedir ve insana yasalarla sınırlı olduğunu, kendisine ait önceden belirlenmiş bir çemberin içinde şifresini çözmeyi bilirse kendine ait tüm bilgilerin saklı olduğunu anlatır. Bu çemberde çeşitli gezegen etkilerini içeren asıl burcu, yükseleni, evleri, kuzey ve güney ay düğümü gibi astrolojik veriler vardır. Bu veriler açıldığında ve yeterince iyi yorumlandığında, aile bağlarımız, evlilik, çocuk sahibi olma, karşılıklı ilişkiler, meslek, yaşanacak ülke, gizli kalmış saklı potansiyeller gibi bize ait temel veriler hakkında net bilgilere ulaşırız.

  Deneyimlenmesi gerekenler
 Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki, hiç kimsenin alnına zorla yazılmış bir alınyazısı yoktur. Kader insanın ihtiyaçları gereği yaşaması gereken olaylar bütünüdür. Bizler özgür irade ve isteğimizle kendi kaderimizin yapıcısıyız.
 Yaşam planlarımızda, doğulacak ülke, şehir, anne-baba, genetik evolüsyon, doğulacak fizik dünyanın kronolojik ve kozmik değişimleri gibi temel öğeler önceden saptanır. Kader konusunda özgür irade çok önemli bir konudur. Yani insan nereye kadar özgürdür, nereye kadar gerekirliliklerle sınırlıdır?

 Özgürlük
  Eylem özgürlüğümüz hepimizin de bildiği gibi belli yasa ve gerekirliliklerle sınırlandırılmıştır. Yani istesek de uçamayız. Bir yerden bir yere giderken bir araca binmek zorundayız.
  İnsan üzerinde yaşadığı dünya gezegeninin, biyosferinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bedeni yapı olarak onun toprağından yapılmıştır ve canlılığını sürdürebilmesi için de belli miktarlarda suya ve besine ihtiyacı vardır çünkü biyolojik ve fizyolojik fonksiyonlarını yani canlılığını devam ettirebilmesi için bir çok bakımdan önce bu gezegenin biyolojik ve fizyolojik şartlarına bağlıyız.
  Ayrıca bizler canlı ve akıllı varlıklar olduğumuz için sosyo-psikolojik bakımdan çevremize bağımlı durumdayız. Yani sosyal-kültürel-dini ve ekonomik bakımdan da çevre ve içinde yaşadığımız toplum bizi çok etkiler.
  Bizler organik yapı olarak doğaya aitiz. Dünyamız daima aynı etki içinde ve aynı etkiyi mi göndermekte ? Hayır ! Bilimin verilerine göre, dünyamız da pek çok jeolojik değişimler yaşamış ve yaşamakta, iklim değişiklikleri devam ediyor. İklim değişiklikleri mizaç ve karakter değişimi de yapıyor. Örneğin sıcak ülkelerin insanlarının ağır kanlı, Akdeniz ülkelerindeki insanların ise çok canlı, kuzeydeki ülkelerin insanlarının ise soğukkanlı olması gibi.

 "Dünyada yaşarken istesek de istemesek de bazı kural ve yasa dizilerine bağlanıyoruz."

İnsan hissedebildiği kadar özgürdür
  Astroloji açısından tüm kadim uygarlıklarda, dünyanın güneşe ve diğer gezegenlere göre durumunun insanı etkilediği bilinmektedir.
 Eğer dünyanın çekim gücü biraz değişmiş olsa bundan çok etkilenirdik. Aklımızın kapasitesi, zihnimizin çalışma süresi, dolayısıyla organik sistemimizde pek çok değişiklikler olurdu. Ayrıca dünyanın kendi ekseni ve güneş çevresindeki turunda oluşan bir değişiklik pek büyük sonuçları da ortaya çıkarırdı.
  Bütün bunlar gösteriyor ki, insanın özgürlüğünden söz ederken, özgürlüğü canının istediği gibi davranmak olarak algılamaktan vazgeçmeliyiz. Kader ve astroloji açısından kaderin yeni bir tanımını yapma zamanı geldi de geçiyor!...

 Kader; bizi etkisi alan belli yasalar ya da kader çemberiyle uyum içinde kalarak özgür eylemlerde bulunmak ve sürekli kendini geliştirmek demektir.
 İnsan düşünebildiği kadar, anlayabildiği kadar, kendini tanıdığı ve özgür hissedebildiği kadar özgürdür. Ve kaderini de bu algılama-hissetme-eyleme geçebilme kapasitesine uygun olarak geniş ya da dar açılı yaşar.
 
 
 
  
 


Sponsorlu Bağlantılar



\/\/\/...Büyü .\/ Hep...\/\/\/
- Kaderin şifresi
firuzan
Têknîk Üye [%30]
******

İtibarı : 2031
Offline

Mesaj Sayısı: 2,444

Değildr bana lâyık,Bana bu lûtf ile ihsan nedendr?















« Yanıtla #1 : Şubat 12, 2009, 01:10:52 ÖÖ »
Quote


Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki, hiç kimsenin alnına zorla yazılmış bir alınyazısı yoktur. Kader insanın ihtiyaçları gereği yaşaması gereken olaylar bütünüdür. Bizler özgür irade ve isteğimizle kendi kaderimizin yapıcısıyız.

Ne diyorsunuz siz ya? Küfre giden yol bu kadar mı alenileşti. Bilmeyen bu yazıyı okuyup ta böyle düşünürse dinimizde imanın şartlarından biri olan kadere imanı hiç etmiş olamayacak mı? Kader hususu inanan insanlar içindir. Dini bir konudur inanmayanlar için kader diye bir kavram yoktur. Kaderimizin de irade ile ilgili kısmını şöyle özetlemek isterim;

Cüz'i irade:"İhtiyâri fiiller" dediğimiz bu kısım fiillerde ki tercih kabiliyetimizdir  Yaratılması cihetiyle Iztırâri fiillerde olduğu gibi, ihtiyâri fiilleri de yaratan Allahtır  Fakat ihtiyâri fiil ve hareketlerimizde talebimiz söz konusudur  İşte bu talebe cüz-i irade denir  Demek ihtiyâri fiillerde insan; talep edendir, Allah ise; fiili yaratandır 
İşte insan bu talebi sayesinde itaatkâr veya isyankar olur  Başka bir ifadeyle insanın iradesi fiilin vasfına, Allah'ın kudreti ise fiilin aslına taalluk eder 
Mesela yazı yazma fiilinin aslını yaratan Allah'tır  Yazılan, sevap bir şey olabileceği gibi, günah bir yazı da olabilir  Birinci halde yazının faydalı olduğundan, ikinci halde ise zararlı olduğundan bahsedilir  İşte yazı yazma fiilinin faydalı ve zararlı olmasına insan karar vermektedir  İnsan neye karar vermişse, Allah ta yazıyı onun kararına göre yaratmaktadır  Ve onu mesul eden de bu tercihi ve kararıdır

Küllî irade , sonsuz işleri birlikte dileyebilen ilâhî iradedir.
İnsan bedeninde yüz trilyon kadar hücre olduğu söyleniyor. Her hücrenin de nice fonksiyonları var. İnsan, bir anda iki şey irade edemezken, bedenindeki bu sayısız faaliyetleri nasıl izah edecektir? Demek ki, insan kendine malik değil. O bir kuldur. Bedeni, küllî bir irade ile tanzim ve idare ediliyor.

Gafletten kurtulup gerçeği bulan bahtiyar kullar ise şöyle düşünürler: “Madem ki, hiçbir organım, hiçbir hücrem başıboş değil, öyle ise ben de başıboş olamam! İç âlemimde cereyan eden bütün işler hikmetli ve faydalı. O halde ben, irademi doğru kullanarak ne dünyama ne de âhiretime fayda sağlamayan boş işlerin peşinde koşmamalıyım. Bedenimdeki her hücre, semadaki her yıldız ve kâinattaki her sistem küllî bir irade ile hareket ettiklerine göre, ben de cüz’i irademi o küllî iradeye uygun olarak kullanmalıyım. Kulluk görevimi aksatmamalı, ibadetimi eksiksiz yerine getirmeliyim. ”

Sonra, düşüncesini genelleştirir: Ben kendi iç âlemime karışamadığım gibi, ağaç da kendi içinde işleyen fabrikanın gerçek sahibi değil. Ve o tezgahın muntazam çalışması onun kendi hüneri değil. Şu ağacı elma, bunu da armut verecek şekilde programlayan bir hikmet, bir kudret, bir ilim var. Ve yine, ben kan nehrimde akan alyuvarlardan ve akyuvarlardan habersiz olduğum gibi, deniz de içindeki balıklardan habersiz. Sema da yıldızlarını tanımıyor. Saçımı kendim yapmadığım gibi, ağaçlar da yapraklarını kendileri takmıyorlar. Ormanlar, dağın hüneri değil. Güneş de gezegenlerine sahip çıkamaz.

İşte kâinatta meydana gelen bu sonsuz işler, birlikte nazara alındığında, küllî ve mutlak bir iradeyi açıkça gösterirler.

Şöyle bir düşünelim: Bu âlemde birbirinden farklı ne kadar çok fiil birlikte icra ediliyor! Her an, mikroplar âleminden, bakterilerden, al ve akyuvarlardan, böceklerden, kuşlara, insanlara varıncaya kadar nice canlılar ölümü birlikte tadıyorlar. Onların yerleri ise, boş kalmıyor. Bir o kadar, hatta daha fazla varlık dünya ile tanışıyor.

Yine sayısını bilemeyeceğimiz kadar çok canlı hastalanırken, aynı anda bir o kadarı da şifâ buluyor. Niceleri izzete doğru tırmanırken, niceleri de zillete düşüyolar.

Kimileri henüz yemeklerini yerken, başkaları açlığa yaklaşıyorlar. Her biri bir ilâhî ismin tecellisini gösteren böyle sonsuz ve birbirinden farklı, hatta çoğu zaman birbirine zıt fiilleri birlikte icra etmek, ancak küllî bir iradenin işidir.

İşte insan o cüz’i iradesini ölçü tutarak ve onun aczine, noksanlığına bakarak bu sonsuz icraatları hayret ve hayranlıkla düşünür; imanı kemâle erer.





Bende Mecnun’dan fusun aşıklık istidadı var.
Aşık-ı sadık benim Mecnun’un ancak adı var…
omergul
Bağımlı Üye [%20]
****

İtibarı : 305
Offline

Mesaj Sayısı: 459
















« Yanıtla #2 : Şubat 12, 2009, 09:47:54 ÖÖ »
Quote


Alıntı
Fakat ihtiyâri fiil ve hareketlerimizde talebimiz söz konusudur  İşte bu talebe cüz-i irade denir  Demek ihtiyâri fiillerde insan; talep edendir, Allah ise; fiili yaratandır 
İşte insan bu talebi sayesinde itaatkâr veya isyankar olur  Başka bir ifadeyle insanın iradesi fiilin vasfına, Allah'ın kudreti ise fiilin aslına taalluk eder 
Mesela yazı yazma fiilinin aslını yaratan Allah'tır  Yazılan, sevap bir şey olabileceği gibi, günah bir yazı da olabilir  Birinci halde yazının faydalı olduğundan, ikinci halde ise zararlı olduğundan bahsedilir  İşte yazı yazma fiilinin faydalı ve zararlı olmasına insan karar vermektedir  İnsan neye karar vermişse, Allah ta yazıyı onun kararına göre yaratmaktadır  Ve onu mesul eden de bu tercihi ve kararıdır

aslında ikimizin yazdıkları pek farklı degıl,sadec sizinkı bıraz daha teferruatlı,ve Din yörungesınde ifade edilmiştir...

cüz,i irade yanı bizim kısıtlı bir irademız vardır,ve insan tasıdıgı muaazam olganustu isteklerle, iradesını kullansa da gercege donusturemeyen ,b,r varlıktır...

her ne kadar o ıradı ısteklerı ,uygulanmaya gecemese de,Bu istegı ve muthıs ıradeyı goren YAratıcı güc Allah,buna bınaen ''insan iradesıyle her ıstedıgını uygulamaya gecirilebilecegı'' ''Cennet'' gibi bir yeri yaratmıstır...

pekı dunyadakı ınsanla,cennettekı ınsan ,iradı ve fonksıyon olarak temelde aynı istidatlara ,kabiliyetlere sahip degil midir? İnsan bence cennette sahıp oldugu yuksek ıradenın çekirdegıne bu dunyada sahiptir,bunun icin iradesını cekirdek konumundan ,agac pozisyonuna getırebılmeyı başarmış bazı evliyalar,ya da uzak dogunun mistik insanları, iradesiyle harikulade işler yapabılmışlerdir.

evet insan ,irade olarak, her ne kadar zayıf da olsa,akıbeti onun ne kadar guclu ozellıklere malık oldugunu gosterıyor...

kaldı kı,''sebep olan yapan gıbıdır''(Hadis) hakıkatını dusunecek olursak, insan iradesıyle neyı istemıs yanı o na sebep olmussa, onu yapan gıbı olacaktır ki sanırım bu da aramızdakı fikir uyuşmazlıgını kaldıracak yuksek bir hakıkattır  Smiley  ;)
kusur işlemişsek aff ola1 Smiley
vessselam.......



\/\/\/...Büyü .\/ Hep...\/\/\/
firuzan
Têknîk Üye [%30]
******

İtibarı : 2031
Offline

Mesaj Sayısı: 2,444

Değildr bana lâyık,Bana bu lûtf ile ihsan nedendr?















« Yanıtla #3 : Şubat 13, 2009, 02:42:51 ÖS »
Quote


Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki, hiç kimsenin alnına zorla yazılmış bir alınyazısı yoktur. Kader insanın ihtiyaçları gereği yaşaması gereken olaylar bütünüdür. Bizler özgür irade ve isteğimizle kendi kaderimizin yapıcısıyız.

Bana bu cümlenin mantıklı izahını kimse yapamaz. Ben zaten en fazla bu cümleye binaen irade konusundan bahsettim. Ayrıca cüz'i irade demek özgürlük demek değildir. İnanan insanlar için özgürlük diye birşey yoktur. Yani senin yazdıklarınla benim yazdıklarım aynı şeyler değil. Yazıyı göndermemin sebebi iki farkın okuyanlar tarafından anlaşılmasını sağlamaktır. Bu konuda herkes kendi inancı doğrultusunda ilerler. Daha fazla bu konu hakkında yorum yapmam.
Selametle..




Bende Mecnun’dan fusun aşıklık istidadı var.
Aşık-ı sadık benim Mecnun’un ancak adı var…
omergul
Bağımlı Üye [%20]
****

İtibarı : 305
Offline

Mesaj Sayısı: 459
















« Yanıtla #4 : Şubat 13, 2009, 03:25:12 ÖS »
Quote


tamam ,anlaştık,senin dedigin olsun ,ama M.akif Ersoy şiirlerinde ,bu kader saplantısı oldugundan calısmayı bırakmıs tembel guruhu ,bir haylı azarlıyor...neyse , bu konular agır konulardır; herkesın anlamasını bekleyemeyiz...

vesselam...



\/\/\/...Büyü .\/ Hep...\/\/\/
luneblue
Têknîk Üye [%30]
******

İtibarı : 17271
Offline

Mesaj Sayısı: 4,836


Belum nam potestas, potestas incendo sangius.....















« Yanıtla #5 : Ekim 30, 2009, 02:45:28 ÖS »
Quote


kader ve kadercilik en sevmediğim şeyler....


Sayfa: [1] 2 |   Yukarı git
  Yanıtla  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

+ Hızlı Cevap
Hızlı cevap'ı kullanarak hemen mesaj gönderebilirsin. Gülümseme ve kod kullanabilirsiniz.



Hosting Hizmetleri